• "Kılıç ve siyasetle yaptırılamayan pek çok iş; güler yüz ve tatlı dille kolayca yaptırılır."
    İmam Şâfiî(rahmetullahi aleyh)
  • Haramın en zoru başıdır,
    Sonra kolaylaşır,
    Sonra sıradanlaşır
    Sonra alışılır,
    Sonra tatlanır, sonra kalbe yerleşir.
    Sonra da kalp başka bir haramı arar.

    | İmam Şafiî |
  • Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:

    عن عائشة رَضِى اللّهُ عَنْها قالت: ]سُئِلَ رسولُ اللّهِ (صلى الله عليه و سلم) فَقىلَ لَهُ إنَّ نَاساً يَأتُونَنَا بِاللَّحْمِ لا نَدرى أذَكَرُوا اسْمَ اللّهِ عَلَيْهِ أمْ َ؟ قال: سَمُّوا عَلَيْهِ أنْتُمْ وَكُلُوهُ[. أخرجه البخارى ومالك وأبو داود والنسائى .

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e soruldu: "Halk bize et getiriyor, kesilirken besmele çekilip çekilmediğini bilmiyoruz, ne yapalım?" "Siz besmele çekin, yiyin!" cevabını verdi.

    Kaynak : Buhari, Sayd 21, Büyu 5, Tevhid 13, Muvatta, Zebaih 1, (2, 488), Ebu Davud, Edahi 19, (2829), Nesai, Dahaya 39, (7,237)



    Açıklama :
    1- Hadisin, yanlışlığa meydan vermeden anlaşılması için, Buhârî'deki bir vechinde yer alan ziyadeyi bilmek gerek. Rivâyetin devamında Hazreti Aişe şu Açıklamayı ilâve eder: "(Eti getirenler) küfür devrine yakın kimselerdi." Bazı rivâyetlerde bu sualin İslâm'ın evvelinde vâki olduğu belirtilir. Hattâ Tahâvî'nin Müşkilü'l-Âsâr'daki bir kaydı, bu ilk zamanlarda Ashâb'n yeni Müslüman olan bedevîler karşısında bile yiyecek alışverişinde kuşkulu davranıp, zaman zaman Resûlullah'a başvurduklarını gösterir: "Ashâb'tan bir grup Resûlullah'a çıkarak sordular: "Bedevîler bize et, peynir, tereyağı getiriyorlar. Biz bunların Müslümanlıklarının künhüne vâkıf değiliz (ne yapalım?) Resûlullah(aleyhissalâtü vesselâm): "Allah'ın haram kıldığı şeylere dikkat edin ve onlardan kaçının, sükût ettiği hususlarda (kendinizi zora sokmayın,) sizleri affedecektir. "Rabbin unutkan değildir" (Meryem 64) -Üzerine siz Allah'ı zikredin" diye cevap verir.



    Şu halde, bu hadiste medar-ı bahs olan ihtiyat hali, ilk devrelere, Müslümanlığının ciddiyeti pek iyi bilinmeyen bedevîlere karşıdır. Resûlullah(aleyhissalâtü vesselâm) zâhire göre amel edilerek, aşırı titizliğe gidilmemesini tavsiye ediyor. Çünkü şüphenin hududu yok. Fazla ileri gidince hem zorluklara sebep olur, hem de beşerî münâsebetlere halel gelir.



    2- Şu halde, hadisten yanlış bir hüküm çıkarılarak, inançsız insanlar tarafından besmelesiz olarak kesilen hayvanların sonradan çekilecek bir besmele ile yenilebileceğine, bir başka ifade ile, başlangıçta çekilmesi esas besmele kasden terkedilmişse, sonradan çekilecek besmelenin bunun yerini alabileceğine hükmedilmesi yanlış olur. Ulemâ hadisin böyle anlaşılmaması gerektiğini belirtmeye ayrı bir ehemmiyet verir. Hadis, yemekleri yerken besmele çekmenin, besmele ile yemeklere başlamanın sünnet olduğunu hükme bağlamaktadır.İbnu'l-Melek aynen şunları söyler: "Hadis, size: "Yerken çektiğiniz besmele, kesen kimsenin çekmesi gereken besmelenin yerini tutar" demiyor, bilâkis, yemek sırasında besmele çekmenin müstehab olduğunu , kesim sırasında besmele çekilip çekilmediğini bilmiyorsanız, kesen kimsenin, kestiği şeyin yenmesi câiz olanlardan biri olması hâlinde, kesilmiş şeyin yenebileceğini beyan ediyor,"



    Âlimler ekseriyet îtibariyle bu hadisten hareketle, Müslümanların pazarlarında satılan (yiyecek) şeylerin, Müslüman bedevîlerin kestiklerinin hep helâl olduğuna hükmedilmesi gerektiğini söyler. Aksi zâhir olmadıkça, bu meselelerde Müslüman hakkında hüsn-ü zan esastır. Bu kanaatte olanlar, âyet-i kerimeden delil gösterirler. "Kitap verilenlerin yemeği size helâldir..." (Maide, 5). Ve derler ki: "Burada onların kestikleri mübah kılınmaktadır, halbuki onların bunu keserken besmele çekip çekmedikleri de bir şekk konusudur."



    3- Hattâbî, bu hadiste kesim sırasında besmele çekmenin vâcip olmadığına delil bulunduğunu söyler. Daha önce (1950. hadis) belirttiğimiz üzere, bu mesele ulemâ arasında ihtilâflıdır. Başta Ebû Hanîfe, ehl-i re'y zümresi, âmden besmeleyi terkedenin kestiği "haramdır, yenmez" diye hükmederken; Şâfiî, Mâlik ve Ahmed İbnu Hanbel, tesmiyenin müstehab olduğunu söylemişlerdir. Bunlara göre değil unutarak, amden bile tesmiye terkedilse, kesilen hayvanın eti yenilir, ancak tesmiyeyi terk mekruhtur. Dâvudu Zâhirî ve bazıları kesim sırasında tesmiyenin unutularak terkinde bile, etin haram olduğuna hükmetmişlerdir
  • "Zina bir borçtur. Zina eden erkek, yarın bugün kendi ailesine mensup bir bayanın da zina edeceğini bilsin."

    - İmam Şâfiî
  • ‎İmam Şafii رحمه الله der ki;

    ‎Sustun ama aleyhinde bulunuldu, dediler
    ‎Cevap kötülük kapısının anahtarıdır, dedim.
    ‎Şereftir, cahile, ahmağa karşı susmak,
    ‎Üstelik namusunu haysiyetini korumak.
    ‎Görmez misin susan aslandan nasıl korkulur;
    ‎Köpek ömrünce havlar ama taşa tutulur.
  • Te'vil kişinin Kur'an tefsirine kendini yorumunu katmasıdır.(Tefsir nakildir Te'vil yorum) bunda iki görüş çıkmıştır Ehli Hadis(direk nakilciler) ve Ehli Rey(nakil yorumcular) ehli hadis ayetlerin tefsiri konusunda Kuranın kuranla kuranın sunnetle ve kuranın sahabe ve ondan sonraki basamaklarin yorumu olarak görmüşlerdir. Ehli reyde direk kabul değil yorumlanmasını istemiştir bu fark bundan olusmustur. Ehli Hadis en bilinen temsilcileri imam Ahmet b. Hanbel ve imam idris Safii Ehli reyin en onemli temsilcisi Imamı Azamdir. Ehli Reyde tekfir göremezsin Imami Maturidi'nin meshur sözü sebeyle Te'vil varsa tekfir yoktur demiş ama kendileri Ehli Rey mensupları çok fazla tekfir yapılmıştır. En çok nasibini alanda Imami Azam olmustur. Günümüze gelince Hanifi-maturidi çizgisinde olan insanlarda tekfir var. Bu cizginin ne kadar daraldığını gösteriyor
    Hcrt.ct