Dünya, bir alıntı ekledi.
15 May 22:33 · Kitabı okudu

Bir kediden kurtulmanın ne kadar zor olduğunu bilir misiniz? Onların ev sahiplenme duygusu müthiştir, şaşırtıcı hafızaya sahiptirler.

Hüznün Fiziği, Georgi Gospodinov (Sayfa 186)Hüznün Fiziği, Georgi Gospodinov (Sayfa 186)

BEKLENTİSİZ SEVMEK.

Hiç beklentisiz sevdiniz mi?

Yani bugün telefon etmedi demeden, şu an nerede acaba diye kendi kendinizi yemeden, yaş günümü hatırlayacak mı acaba diye bir beklenti içine girmeden… sevdiniz mi hiç?
Onun, size ait bir mal olmadığını kabul edip , onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi?
Yanında ki kız arkadaşına aldırmamayı öğrenip, ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan, bitecekse biter , bunu ben değiştiremem , beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi diye düşünüp.Onu Yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç?

Hiç beklemeden çalan bir kapıda Onu karşınız da görmek ne güzeldir bilirmisiniz?

Beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden.. Ve beklemeden gelen bir Seni seviyorum Mesajının tadına varabildiniz mi hiç?

Siz istediğiniz için değil,O istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar? Ve beklentisiz sevmemin tadına bakabildiniz mi hiç?

Bugün beni hatırlamadı yerine..hiç beklemiyordum , senin geleceğini-diyebilmek ne güzeldir oysa..

Onu boğmadan, kendinizi boğmadan , sevebilmek ne güzeldir..

Sahiplenme duygusundan uzak, sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç?

Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi kendinizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize, Hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu?

Beklentisiz sevin..

Ben beklentisiz seviyorum..

Niye aranmadım diye düşünüp kendini kendinizi yiyeceğinize Hiç beklenmedik bir seni özledim mesajı ile aşkı yakalayın..

Beklentisiz sevin..

Ben beklentisiz seviyorum..

O sizin sevgiliniz olduğu için değil..

Ona tapulu malınız gibi, çantanız, arabanız gibi davranma hakkınız olduğunu düşünmeden.

Onu sevdiğiniz,onun da sizi sevdiği için ,sevin..

Sevgiye karışan beklenti denen illeti hemen silin aşkın ak sayfalarından..

Göreceksiniz ki

O zaman aşk başka bir güzel..

Göreceksiniz ki ,

O zaman sevgili daha bir romantik..

Göreceksiniz ki

O zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda bıraktığı tat,

Yıllanmış şarap gibi,

Beklenti zehrine karışmadan bir başka döndürüyor insanın başını..



Ben beklentisiz seviyorum..

Onun nerede olduğunu merak etmiyorum..

Beni bugün neden aramadı diye geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlar da..

Geleceğe dair hayallerim de yok zaten..

Ben sevgiyi yaşıyorum..

Onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli ,o kadar kıymetli ki..

Gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları..

Beklentisiz seviyoruz..

Sevdiğimiz için seviyoruz..

Hayalsiz,,geleceksiz,beklentisiz..

Anlık seviyoruz..

Deneyin..

Beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün..

Beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız...

CAN DÜNDAR

Yaren Bilici, bir alıntı ekledi.
07 May 21:02 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bu müzikleri dinleyip de hiçbir şey olmamış gibi kalkabilenlere, tıka basa yemek yiyenlere, başka basit şeyler konuşup gülenlere şaşıyor, irkiliyordum. Dediğim gibi lise bitti. Nasıl, ne vakit oldu bu iş pek hatırlamıyorum. Hemen her zaman olduğu gibi okulun en dangalak, en hiçbir şeysiz tipleri asıla asıla bir şey yakalamışlardı. İnsan on altı-on yedi yaşında nasıl bu asılış arzusunu duyabilir kendini asmanın dışında, hiç anlamadım. Ben peygamber olmak istiyordum, ya da hiçbir şey. Ama olamadığım peygamber olamamak olsun istiyordum bir yandan da. Bunlar salak salak her şeyi derste, okulda, hocadan öğrenen, düşünün, kendi arkadaşlarının yanında bile ezilen, yarışan, pis tiplerdir. Başkasının on beş yaşında bildiğini ve unutmaya çalıştığını kendileri otuz beş yaşından sonra ve elbet en etkisiz, zayıf haliyle, başka bir sürü çöple dolduktan sonra öğreniyor, daha doğrusu sağdan soldan duyup üzerlerine yamıyorlardı. Sahipler, hep sus pustu. Sahiplerin konuştuğuna hiç şahitlik etmedim. Konuşmak, gerçek muhatap ister. Boş olduğunu ve boşa konuştuğunu, bildikten sonra daha kolayı yoktu elbet. Kendi kupkuru, galeta gevreği halleri ile otuzundan sonra, onlara çok başka gelen, en basitine talip olunabileceğinden de on beş yaş civarındakine denk gelen en seyrelmiş, aslını kaybetmiş söz, davranış ve hallere sözde bir sahiplik yaratmaya çalışıyorlardı. Gördüklerimiz ve konuşanlar hep bunlardı. İşin tuhafı bu bir öngörü, fark edip sahiplenme idi. Hiçbir şeyi ayırt edemeyenlerin yanında pazara çıkıyorlardı. Bu pazar dünyanın en orta, en işlek, en kalabalık yeri idi. Desem ki bizzat kendisiydi, yanılmış olmam.

Zamanın Farkında, Şule Gürbüz (Sayfa 17)Zamanın Farkında, Şule Gürbüz (Sayfa 17)
Hakan Can, bir alıntı ekledi.
01 May 20:30 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

“Çünkü, Allah’ın ipine sarılmayınca, nefislerin ipine takılıp kalıyorduk. Nefis ise, ‘daima ve bizzat kendini sever; başka herşeyi kendine feda eder’di. Mahiyeti buydu. Öyle ki, dünyamıza sunulan güzellikleri sahiplenme; çevremizdeki sair insanlara sunulan güzellik, kabiliyet ve nimetleri ise gizleme ve örtme tavrına da giriyordu. Öylece, kendimizi herşeyi en iyi bilir, en iyi yapar halde sanıyor; çevremizden dünyamıza taşınacak nimetlere karşı da, kapımızı kapatmış oluyorduk”

Keşif Yolculukları, Metin Karabaşoğlu (Sayfa 796)Keşif Yolculukları, Metin Karabaşoğlu (Sayfa 796)
İklim, bir alıntı ekledi.
30 Nis 21:40 · 9/10 puan

Mısri’nin lafını sık kullanıyorum: “Ben derdime derman aradım meğer derdim bana derman imiş!” Varoluşsal dertlerimizin dermanı yine kendi kaynağındadır. Sanat hayata tahammül gücü verir. Sanatın verdiği cesaret, başka bir gerçeklik mümkün değilmiş gibi dayatılan ve giderek alıştırıldığımız şu lanet dünyanın düzenine ve onun kurumlarına karşı bir itiraza dönüşür. Sanat insanlara yeryüzünü sahiplenme cesareti verir. İnsan olmanın farklılığını, gururunu ve içgörüsünü kazandırır.

Varlık Dergisi - Nisan 2018, Kolektif (Sayfa 66 - Ercan Kesal)Varlık Dergisi - Nisan 2018, Kolektif (Sayfa 66 - Ercan Kesal)
Edanur, bir alıntı ekledi.
30 Nis 21:39 · Kitabı okudu · 6/10 puan

"Onun suçu mu bu? Hem... Bağımlı, sapık, yoldan çıkmış, diye toplum dışına itilmiş herkesin, bozuk düzenli ailelerin çocukları olduğunu mu sanıyorsunuz? Dozunu aşmış sahiplenme ve aşırı korumacılık da en az boş vermişlik kadar zararlı değil mi sizce?"

Eroinle Dans, Canan Tan (Sayfa 168 - Altın Kitaplar)Eroinle Dans, Canan Tan (Sayfa 168 - Altın Kitaplar)
Belkıs Aslan, Leyla'nın Evi'yi inceledi.
28 Nis 16:14 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yurt, ev, kadın, erkek, cinsellik, bağ ve daha nice kelimenin kitap haline gelmesi.
Kalemine , yazılarına , üslubuna, müziğine hayran olduğum yazardan yine müthiş bir sonla biten bir kitap.
Leyla'nın Evi...
Kitabın başlarında Orhan Pamuk okuyorum sandım . Daha sonra yazarın Kardeşimin Hikayesini, Konstantiniye Otelini okudum. Ve bir Livaneli klasiği olarak sonunda bir tokat yedim.
Evet kitabın sonunda Livaneli bana tokat attı resmen.
Kadın erkek ilişkileri , aile kavramı , sahiplenme , alışkanlık , mutluluk , mutsuzluk gibi aklınıza gelebilecek daha birçok şeyi yeniden düşündüm. Yazarın bilinçaltına hayran olmamak mümkün değil. Kelimelerinin büyüsüne kapıldım. Tarihe bakış açım değişti. Araştırma ve bilgilenme ihtiyacı hissettim. Ha birde tarih... Kitap boyunca Osmanli ve Cumhuriyet arasında mekik dokudum.  Dedim ya tarih araştıralım diye birsey insanı sarıyor ....  Ve bir alıntı ile bitirmek istiyorum incelemeyi. Çünkü yazara olan sevgimden ve hayranligimdan inceleme uzar diye korkuyorum .
"Halk dalkavuklugumu , onun oyunu almak için din ve milliyetçilik duygularını gidiklamak mi, yoksa onu eğitmek mi ? Yusuf bu soruya cevap veremiyor,  iş bu noktaya gelince kafası karışıyordu. " Sayfa : 213

Mahir Amca, bir alıntı ekledi.
 26 Nis 22:05 · İnceledi

Benim düşlediğim aşk, iki insanın birbirini sahiplenme çabasından çok daha öte bir şey.

Nietzsche Ağladığında, Irvin D. YalomNietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom