• Yatıyordu her ceset, yatıyordu cansız
    Ve çarmıh üstüne ederim ki yemin,
    Işıktan bir adam, bir melek adam
    Duruyordu üstünde her cesedin.

    Meleklerden bu ordu öyle el sallıyordu:
    Sandım karşımda Cennet’ten bir sahne var!
    Sanki kıyıya işaret veriliyordu:
    Güzelim birer ışıktı bütün o adamlar.
  • Sahne komikti, ama kimse gülmedi.
  • Arzu var bir de."Arzu"...Neler düşünülerek konmuştur ismi değil mi?Belki de sadece babaannesinin adıdır.Ya da babası Arzu adında bir kadına aşıktı bir zamanlar...Ne umutlarla sarılmıştır kundaklara,ninniler söylerken ne hayaller kurulmuştur geleceğiyle ilgili.Ya ilkokul forması giydiğinde?"büyüyünce doktor olacak benim kızım"demiş midir kimse.Ah Arzu!Kimlerin hayal kırıklığısın söylesene,diyesi geliyor insanın.Sonra birden sahne değişiyor kafamda;istenmeyen bir çocuk belki de Arzu.Dövüle dövüle büyütülen...Ah Arzu!Kim bilir hangi hayal kırıklıklarının camı battı canına da bu hale geldin?Elinde idrar torbası,donuk ve uyuşmuş halde,bir durup bir yürüyen Arzu'dan söz ediyorum.Tanımazsınız Arzu'yu. Çoğunuzun tanısa da 'görüşülecekler' listesine almayacağı Arzu'dan söz ediyorum...Sen kamburu musun bu dünyanın Arzu?Yoksa bütün dağlar yük mü senin sırtına?
  • Kapalı Kadın Psikiyatri'ye Hoş Geldiniz
    Makbul olmayan kadınların öldürüldüğü birçok ülkeden birinde doğdum ben.Bu şekilde başlıyor kitabın ilk satırları...
    Kapalı Kadın Psikiyatri'ye Hoş Geldiniz Zeynep Yılmaz
    Kitabı okurken öyle akıp geçti ki anlatmam ama birde bu olayları yaşayan yazarı düşündüm,ben okurken akıp giden bu hayatlar,yaşayanlar açısından ne kadar uzun ve yorucu geçmiştir,diye düşünmeden edemedim. Dili,dini, ırkı,siyasi görüşü ne olursa olsun bir insanın neler yaşadığına dair empati duygumuzu kaybetmeyelim, korkmayalım empati yapmaktan çünkü birbirimizi ancak bu şekilde hoş görebiliriz,ancak bu şekilde insan olabiliriz. Feminist bir insan değilim,tek tarafın haklılığına asla inanmam.Yazar her ne kadar feminist olsa da anlatmış olduğu kadınların yaşamlarında hep erkekler mi suçlu? hayır anneler,babalar, kız kardeşler, ağabeyler, akrabalar yani toplum suçlu...Bence feminizm kalıplarına sıkışıp kalmamalı kadın,bir kadın her şeyden önce annedir ve merhameti tek taraflı değil tüm insanlara olmalı...Yazmak istediğim o kadar çok cümle var ki bu kitapla ilgili ama sizleri kitaptan bazı alıntılarla baş başa bırakmak istiyorum çünkü ben ne söylesem de kitabın yazarı kadar etkili olmayacaktır...
    *Arzu var bir de."Arzu"...Neler düşünülerek konmuştur ismi değil mi?Belki de sadece babaannesinin adıdır.Ya da babası Arzu adında bir kadına aşıktı bir zamanlar...Ne umutlarla sarılmıştır kundaklara,ninniler söylerken ne hayaller kurulmuştur geleceğiyle ilgili.Ya ilkokul forması giydiğinde?"büyüyünce doktor olacak benim kızım"demiş midir kimse.Ah Arzu!Kimlerin hayal kırıklığısın söylesene,diyesi geliyor insanın.Sonra birden sahne değişiyor kafamda;istenmeyen bir çocuk belki de Arzu.Dövüle dövüle büyütülen...Ah Arzu!Kim bilir hangi hayal kırıklıklarının camı battı canına da bu hale geldin?Elinde idrar torbası,donuk ve uyuşmuş halde,bir durup bir yürüyen Arzu'dan söz ediyorum.Tanımazsınız Arzu'yu. Çoğunuzun tanısa da 'görüşülecekler' listesine almayacağı Arzu'dan söz ediyorum...Sen kamburu musun bu dünyanın Arzu?Yoksa bütün dağlar yük mü senin sırtına?
    *Babasının ölümünü anlatmış...
    Onuydu kasımın.Hava çok soğuktu.Toprağı kazmışlar,kefeninden tutup mezara koyarlarken seni"gitme Baba" diye bağırışım geliyor aklıma.Çok soğuk.Aylardan Kasım.Üşüyorum.Seriyorlar babamın bedenini soğuk toprağa.Babamın bedeninde üşüyorum toprağa değerken.bak yine Kasım geldi,ben yine üşüyorum.Koru beni baba.Kötü adamlardan, haksızlıktan... Üşüyorum yine.Kasımdan mı babasızlıktan mı? Bilemiyorum...
    *Her görüşten öğrencilerimiz oldu,her dilden ve her inanıştan.Birini diğerine üstün tutmadık ama hangisi mazlumsa onun yanında durduk biraz.Ülkemizin kalbimiz kadar büyük olduğunu,kalbimizi ne kadar sevgiyle büyütürsek o kadar güçlü ve huzurlu bir ülke olacağımızı söyledik...
    *Felsefe dersinde "Anadolu Bilgeliğinin Ahlâkî Anlayışı"nı anlatırken,genel olarak "yaradılanı sev yaradandan ötürü"düsturuyla hareket ettiklerini söylerdim.
    Tek bir şey daha söylemek istiyorum kitapla ilgili;siz sadece sonuç paragrafını görüyorsunuz.İnsanların giriş ve gelişme bölümlerinde neler yaşadığını bilmeden özet çıkartmayın. İyi okumalar...
    Kapalı Kadın Psikiyatri'ye Hoş Geldiniz
    Parçalanmış Ruhlar Bütün Bedenler
    Zeynep Yılmaz
    Öteki Yayınevi
  • Şişecik hemen hemen doluydu daha. Grasse’taki sahne için bir damlacık yetmişti. Geriye kalan, bütün dünyayı büyülemeye yeterdi. İstese, Paris’te kendini on değil yüz binlerce insanın ululamasını sağlayabilirdi; ya da şöyle bir Versailles’a uzanıp krala ayaklarını öptürebilirdi; papaya parfümlenmiş bir mektup yazıp kendinin yeni Mesih olduğunu açıklayabilirdi; Notre-Dame’a kralları, imparatorları toplayıp kendini onların önünde baş-imparator olarak kutsayabilir, hatta yere inmiş Tanrı olarak kutsayabilirdi - tabii Tanrı’nın kendi kendini kutsaması saçma gelmezse...
  • Şişecik hemen hemen doluydu daha. Grasse’taki sahne için bir damlacık yetmişti. Geriye kalan, bütün dünyayı büyülemeye yeterdi. İstese, Paris’te kendini on değil yüz binlerce insanın ululamasını sağlayabilirdi; ya da şöyle bir Versailles’a uzanıp krala ayaklarını öptürebilirdi; papaya parfümlenmiş bir mektup yazıp kendinin yeni Mesih olduğunu açıklayabilirdi; Notre-Dame’a kralları, imparatorları toplayıp kendini onların önünde baş-imparator olarak kutsayabilir, hatta yere inmiş Tanrı olarak kutsayabilirdi - tabii Tanrı’nın kendi kendini kutsaması saçma gelmezse.
  • Şişecik hemen hemen doluydu daha. Grasse’taki sahne için bir damlacık yetmişti. Geriye kalan, bütün dünyayı büyülemeye yeterdi. İstese, Paris’te kendini on değil yüz binlerce insanın ululamasını sağlayabilirdi; ya da şöyle bir Versailles’a uzanıp krala ayaklarını öptürebilirdi; papaya parfümlenmiş bir mektup yazıp kendinin yeni Mesih olduğunu açıklayabilirdi; Notre-Dame’a kralları, imparatorları toplayıp kendini onların önünde baş-imparator olarak kutsayabilir, hatta yere inmiş Tanrı olarak kutsayabilirdi - tabii Tanrı’nın kendi kendini kutsaması saçma gelmezse...