Kendi kendimle yaptığım okuma meydan okumalarının sonuncusu Grishaverse oldu. 1 gün içinde 3 kitabı bitirdim. Ve bunları yazmak için bir haftanın geçmesini bekledim. Kitabı tamamen sindirdim. Ve hazırım!
Spoiler İçerir!!!
Sevgili Alina.
Dünyanın en tutarsız, en mantıksız, en kompleksli ve en düşüncesiz insanı olabildiğin için seni tebrik ederim. Ya da yazarını tebrik ederim.
Son zamanlarda oldukça fazla karşılaştığım kadın yazarların yazdığı kadın başrollerin çelişkileri içinde boğuluyorken kendi kendime bir çıkarımda bulundum.
Kadınların empati yeteneğinin fazla oluşunun yazarken özümsediği karakter ile kendi karakteri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığına inanıyorum. Çünkü karakterler başta belli bir düşünce şekline sahipken ilerleyen bölümde başka birinin düşünce yapısıyla hareket ediyorlar. Tabii ki insanlar değişebilir ama karakterin değişimini sağlayacak olaylar örgüsü olmazsa bu bir saçmalık olur.
Alina'yı okurken fazlaca bunu hissettim. Ve Alacakaranlık serisinin kendine münhasır Bella'sından sonra aynı hissi yaşatan ikinci karakter oldu. Karakter olarak kendisine biçilen güçlü role hazır değilmiş gibi hissettim. Kendim de ufak karalamalar yapan biri olarak karakterlerin olay örgüsüne girmeden evvel yazar tarafından yeterince olgunlaştırılması gerektiğine inanıyorum. Eğer 3 kitap sürecek bir seriden bahsediyorsak birinci ve ikinci kitapta farklılaşmış karakterler görmek istemeyiz.
Yaratılan dünya uzaktan bakıldığında ilgi çekici dursa da okurken bunu hissedemediğimi farkettim. Aslında yeterince materyal de işlenmişti ama belki de Alina'nın davranışlarına sinir olurken beni kendine çekemedi.
Diğer karakterler Alina'ya göre daha az sinir bozucu olsa dahi ikinci kitapta Alina ve Baghra konuşurken şaaak! diye Malyen'in rolünü ve sonunu anlamıştım. Bu benim