İnsanlar kitlenin içinde daima eşitlenirler ve umuma dair meseleler söz konusu olduğunda kırk akademisyenin oyu, kırk sakanınkinden (su dağıtıcısı) daha makbul değildir.
Kitleler hiçbir zaman hakikatin peşinde olmadılar. Hoşlarına gitmeyen ispatların karşısında kafalarını çevirir veya hoşlarına gidiyorsa da hakikat yerine yanılgıyı tanrılaştırmayı tercih ederler.