• Ölüm etrafımda kol gezerken, uzun zamandır hayattayım, hayatın bitişiyle tanışmak istemiyorum.
    Elbette bir gün hayatın sonuyla yüzleşmek zorunda kalacağım. Ama bunun bir önemi yok. Asıl mühimi benim ölümümün ya da yaşamımın, başkalarının hayatını nasıl etkilemiş olacağı...
    Samed Behrengi
    Sayfa 48 - Karbon Kitaplar
  • Bir dakika sonra bir zamanlar ben olan şeftaliden geriye hiçbir şey kalmayacaktı, ama çekirdeğim ne zaman ve nasıl büyümeye başlayacağının planlarını yapıyordu. AYNI ANDA HEM ÖLECEKTİM HEM DE YAŞAMAYA BAŞLAYACAKTIM.
  • Eğer bir şeftali kurtlara kanar, onların etlerine işlemesine, çekirdeklerini kemirmesine duyarsızlaşırsa ölür. Eğer çekirdeğindeki gizli güçle yaşama bağlanırsa ve gelişme ortamına sahipse her şeftali gelişir. Samed Behrengi - Bir Şeftali Bin Şeftali
  • "Ben dünyayı gezmeye gidiyorum."
  • 64 syf.
    ·Puan vermedi
    Dünyanın En Devrimci Çocuğu: Küçük Kara Balık

    Türkiye’de ilk kez 1975 yılında basılan Küçük Kara Balık, bir masal kitabı olmanın ötesinde iletiler içeriyor. Bunlar öyle tehlikeli iletiler ki 12 Eylül Darbesi sürecinde ülkemizde de yasaklanıyor kitap.

    Bir günde büyüyen/büyümek zorunda kalan çocuklara…

    Bazı kitaplar vardır; özgürlüğü, nefes alabilmeyi, hiç kimsenin etkisi altında kalmadan hareket edebilmeyi anlatır. Bazı kitaplar vardır; adaleti, eşitliği, hep birlikte bir olmayı, bin bir farklı rengi bin bir farklı biçimde yaşayabilmeyi anlatır. Bazı kitaplar vardır; dil, din, ırk, cinsiyet farkı gözetmeksizin adaletin uygulanışını anlatır. Bazı kitaplar vardır; kalıplaşmış düşünceleri, dogmaları sorgulamayı ve tek gerçekliğin insanın anlamlı yaşaması olduğunu anlatır.

    Bugünkü kitabımız yukarıda andığımız tüm kavramları barındırıyor. Adaletten, eşitlikten, inanılan gerçekler peşinde koşmaktan bahsediyor. Doğduğu, büyüdüğü ve yaşamını yitirdiği ülkesi İran’da kitapları hâlâ yasak olan, Şahlık rejiminin muhalif yazarı Samed Behrengi’nin bugüne kadar birçok dile çevrilen bir başyapıtı bugünkü konuğumuz: Küçük Kara Balık.

    Farklı çevirmenler tarafından Türkçeye çevrilen ve ülkemizde ilk kez 1975 yılında basılan[2] Küçük Kara Balık, bir masal kitabı olmanın ötesinde iletiler içeriyor. Bunlar öyle tehlikeli iletiler ki 12 Eylül Darbesi sürecinde ülkemizde de yasaklanıyor kitap.

    Şimdi Küçük Kara Balık’la tanışma vakti:

    Annesiyle birlikte, kayalık bir dağdan çıkan ve vadi boyunca akan bir derede yaşarmış kendisi. Çok meraklı bir balıkmış aynı zamanda: Annesiyle dolaşırken çevresini o kadar çok incelermiş ki annesi bazen onun hasta olduğunu düşünürmüş. Küçük Kara Balık yaşadığı dereden çıkıp derenin ucunun nereye vardığını, dışarıda nasıl bir dünya olduğunu, başka hangi canlıların yaşadığını merak edermiş. Ve bir sabah erkenden annesini uyandırıp,

    “Böyle amaçsızca yüzmekten bıktım usandım. Başka yerlerde neler olduğunu öğrenmek istiyorum. Bu düşünceleri kafama bir başkasının soktuğunu sanabilirsin, ama ben uzunca bir süredir düşünüyorum bunları. Arkadaşlarımdan da bazı şeyler öğrendim elbette; örneğin bir balığın yaşlanınca, hayatta hiçbir şey yapmadık, hayatımızı boşa geçirdik diye yakındıklarını biliyorum. Durmadan sızlanıp dururlar. Ben yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istiyorum…”

    diyerek annesine olan biteni aktarmış. Tahmin edeceğiniz üzere hem annesi hem komşuları hem de derede yaşayan diğer balıklar onun bu düşüncesiyle önce alay etmiş; ardından yaşadıkları dereden ayrılırsa bir daha geri dönemeyeceğini, başına çok kötü şeyler geleceğini söyleyerek onu vazgeçirmeye çalışmışlar bu düşünden/isteğinden.

    Küçük Kara Balık özgür denizlere ulaşma yolunda pek çok engelle karşılaşmış; onu yemeye/yutmaya çalışan yengeçler, karabataklar, yılanlar, testere balıkları… Onu hiç mi hiç beğenmeyen, kendilerini dünyanın en güzel yaratıkları zanneden bencil kurbağalar. Bir ara kocaman torbalı gagası olan pelikanının gagasına düşüvermiş, orada minik balıkların ihanetiyle karşılaşmış. Tam yaşamını yitirmek üzereyken dost canlısı kertenkelenin, çalıların dikenlerinden yapmış olduğu kamayı kullanarak kurtulmayı başarmış.

    İnsan çevresindeki baskılara, önyargılara, boyun eğer çoğunlukla. Hür olmak, özgür olmak için elinden geleni yapmak istese de bazen, yapamaz/yaptırılmaz. Bazen de Küçük Bir Kara Balık çıkıverir, düşlerini gerçekleştirmek, yaşamını daha anlamlı kılmak/kılabilmek isteğiyle. Hepimizin içinde rengi farklı olsa da, düşlerini gerçekleştirmek isteyen Cesur Bir Balık yaşamakta, iş bu balığın rengini değiştirmeden, onu ötekileştirmeden düşlerini gerçekleştirmesine olanak sağlamakta. Özgür denizlere, özgürlüğe ulaşmak uzun ve zorlu, ancak Küçük Kara Balık’ların da cesaretini yabana atmamak gerekli.

    Gariptir, kitabın yazarı Samed Behrengi’nin sonu da büyük bir emekle kaleme aldığı Küçük Kara Balık’a benziyor. Yalnızca 29 yaşında, geride pek çok masal, öykü ve eser bırakarak Aras Nehri’nin sularında yaşamını yitiriyor. Kimilerine göre boğuluyor, kimilerine göreyse yazdığı masallarla Şahlık düzenini açık bir biçimde eleştirdiği, baskıya, zulme karşı çıktığı için suikasta uğruyor. Kim ne derse desin Küçük Kara Balık gibi, bir balıkçılın midesinde var gücüyle mücadele ettiğini, tüm haksızlıklara ve eşitsizliklere karşı koyduğunu biliyoruz Behrengi’nin.

    Ülkemizde yaşamaya çalışan tüm Küçük Kara Balık’ların daha rahat nefes alabilmeleri dileğiyle…
  • Bu sıkıcı gezintilere devam etmek, sahte bir mutluluk yaşamak ve bir gün uyandığımda kendimi sizin gibi yaşlı ve gözü kapalı bulmak istemiyorum.