Musaye be asa

Musaye be asa
@samil13
Tarih araştırma
Yüksek Lisans
null
9 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
“Üç gündür kimseyle konuşmamıştım. Bu durum hoşuma bile gitti. Bir süre sessiz kalmak iyi geldi. Kelimeler bazen tüm duygularımızı ifade etmeye yetmiyor. Çok sönük kalıyor.” 🎬 Andrey Tarkovski, Ayna
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kierkegaard, umutsuzluğu, bireyin kendisini ve varoluşunu anlamlandıramaması durumu olarak tanımlar. Kierkegaard, umutsuzluğun bir hastalık değil, bir fırsat olduğunu ileri sürer. Kendinizi tanımanız ve özgürleştirmeniz için bir yol göstericidir.
Oscar Wilde, Dorian Gray’in Portresi kitabında; “Geri çevirdiğimiz şeylerden ötürü cezalandırılırız. Boğmaya yeltendiğimiz her tür dürtü zihinde kuluçkaya yatar ve bizi zehirler. Bir ayartmadan kurtulmanın tek yolu, ona teslim olmaktır.” der. William Blake, Cennet ve Cehennemin Evliliği eserinde şunu yazar; “Arzulayan ama eyleme geçmeyen kişi, ancak hastalık doğurur.” Ve Nietzche, Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabında; “En kötüsü küçük düşüncelerdir. Gerçek bir kötülük yapmak, küçük düşünmekten iyidir. Küçük kötülüklerin verdiği zevk, kişiyi nice büyük kötülüklerden alıkoyar. Küçük düşünce iltihap gibidir; sürünür, saklanır ve hiçbir yerde olmak istemez, ta ki beden küçük iltihaplar yüzünden çürüyüp solana kadar.” diye yazar. Bildiğimiz gibi, Nietzsche’ye olan da tam olarak budur. Nietzche büyük işlerden, hatta büyük suçlardan yanadır ve mümkün olduğunca kötücül olmaya çalışmaktadır. Ama tezat burada başlar. Çünkü bir insan olarak Nietzche, oldukça zararsızdı, çok da kötü bir şey yapamazdı; yalnızca kaderin tuzaklarına düşebilirdi, kendi frengi enfeksiyonu gibi. Küçük şeyleri bastırıp yığmakla bir hata yapmıştı, onları doğru yerlerine koymamıştı. Her büyük kötülüğün binlerce küçük kötülüğün birikmesiyle oluştuğunu, küçük şeyler üst üste yığıldıkça daha feci şeylerin gerçekleştiğini görmedi. Jung bu durumla ilgili şöyle bir tespitte bulunur: “İnsanlar küçük kötülükleri, büyük bir patlama ve büyük bir hasar meydana gelene kadar yığmak yerine, olağan yollarla geçinip gitseler sonuç çok daha iyi olurdu.” Ve bu dört düşünürden de anlıyoruz ki, küçük kötülükleri baskı altında tutarsanız, dolaylı olarak çalışırlar: neyi bastırırsanız bastırın, ne yaparsanız yapın, kendinizde tanımadığınız bir şey yine de yaşamaya devam eder. Sizin dışınızda oluşmuştur, çevrenizde çalışır ve
Duygu ve Düşünce
Şûle-rîz ettin yine evvelce yanmış gönlümü Mecrûh-i nev eyledin gûya kapanmış gönlümü Çeşminin bilmem nasıl te’sir-i sihr-âmizi var Aşka mecbur etti sevdadan usanmış gönlümü (Yanmış gönlümü sen bir daha yaktın alevlendirdin Gönlümün yarası kapanmış biliyordum sen onu tekrar yaraladın Gözlerinin bilmem nasıl büyüleyici etkisi var Aşka mecbur etti sevdadan usnamış gönlümü...) Tâhirü’l-Mevlevî
"Sevgi yalnız bir insana bağlılık değildir. Bir tutumdur. Kişinin yalnız bir sevgi nesnesine değil, bütünüyle dünyaya bağlılığını gösteren bir kişilik yapısıdır. Kişi yalnız bir tek kimseyi seviyor, başka her şeye karşı ilgisiz kalıyorsa sevgisi sevgi değil, genişletilmiş bencilliktir.” Karl Max