• "Cumhuriyet bana ne kadar para verirse versin, ben her zaman sokaklardan gelen o çocuk olacaktım.
    Ve sokaklardan gelen bir çocuğun, geleceğin Princeps'ine layık olmadığını unutmuştum."
    Marie Lu
    Sayfa 43 - Pegasus Yayınları
  • Muzaffer şampiyon, egemen ilkel hayvan, öldürmüştü ve bu hoşuna gitmişti.
    Jack London
    Sayfa 41 - İş bankası
  • Lütfen Fenerbahçem
    İnşaALLAH bu maçı kazanırsın. Boşverin Beşiktaşı onlar ağlarken siz şampiyon liginde olucaksınız.

    #FenerBahçe'ninAşkı
    #YalnızKalanEce
    #Ponçiğiniz
  • Yine nefes kesiciydi, aksiyonun durmadığı bir kitaptı. Sınavlar nedeniyle yarım bırakmış olsam da okulun bitişiyle kalan sayfaları tek seferde bitirdim. Efsane'den bir tık daha hareketliydi. İşler iyice sarpa sardı ve Şampiyon'da neler olacak tahmin bile edemiyorum. "Sonu böyle bitmek zorunda mıydı ey vicdansız, kalbim dayanmadı be!" diyerek yazara da serzenişimi yapmış bulundum. Serilerin başı veya sonu olan kitaplarda kesin yargılara vararak yorum yapabilsem de orta kitaplarında ne desem spoilera girecekmiş gibi geliyor. Distopyaya başlamak için ideal olabilir ama bana kalırsa çok da hafif bir distopya değildi. Tabii bu konuda çokça kitap okuduysanız epey hafif kalacaktır. Yorumu yazarken biraz çekimser davranmamın bir sebebi de karakterlerle bazı yönlerde hâlâ anlaşamamamız. Ama bu beni puan kıracak kadar bile etkilemediğinden arada sinir krizlerine girmem dışında pek fark ettirmedi. Yaşanan ve yaşatılan kötülüklere kalbiniz dayanacaksa küçük yaştakilere de önerebilirim Toparlamak gerekirse epey sevdim ve çoğu kişiye tereddüt etmeden önerebilirim. Seri bittiğinde düşüncelerimin daha kesin olduğu ve daha detaylı bir yorumla geleceğime garanti verebilirim. Ama herkesin söylediği gibi yazarın seride gitgide kendini geliştirdiği de reddedilemeyecek bir gerçek.
  • Takım tutarız şampiyon olmaz...
    Siyasi parti tutarız iktidara gelmez...
    Aşık oluruz kavuşamayız...
    Birini severiz bize bakmaz...
    İskender yazar, okuyucu beğenmez....
    Bir parkta aç...
    sigarasız...
    ve mahçup oturmuş...
    Nazım’ın oğlu...
    Can Baba’nın sağ kolu...
    Evrilirken devrilen mülteci...
    Ceketi Van marka...
    Gömleği Bingöl yaka hayatla kavgalı Anadolu devrimcisi...
    ............
    Takdir edilmeyişine hatta
    okunmayışına sitem etmek yerine kendinden kendi de hazzetmediğini söyleyip
    Yavan gelen...
    Yayan giden İskender bileti olmadan yolculuğa çıkmaya azmetmiş...
    Sabit bir huzursuz o...
    Fay hattı kırık olası bir deprem...
    ........
    Masal gibi başlayıp trajedi olarak biten ömründe hedefi 22. yüzyılda tarihin en önemli romantik serserisi olarak anılmak. ( Hedefi bence yüz yıl öncesinden isabet etti.)
    Gece olduğunda kanayan pek çok yarası var...
    Yarım bıraktığı pek çok hikayesi...
    Ve herkesten gizlediği berbat bir sevgilisi...
    Bir köy ağıtının kör bıçağıdır İskender...
    Asitle yıkanıp temizlenir...
    Omzuna astığı tüfeği o uyurken patlar...
    İçinde yanan ateşi söndürmek yerine onunla ısınmayı öğrenir.
    Alın yazısı alt yazılı bir film; izlerken uyuyakalma ihtimali yüksek ...
    Perişan sözcüklerden bir korku sarayı ören bu isyankar ruh hayattan tasarruf edip erken ölmeyi kafasına koymuş....
    Sosyal ağlarda aforizmalarıyla boy gösterse de çok tercih edilen bir yazar değil. Yeraltını onunla gezmekten çok keyif aldım ben.
    Bir süredir tedavi gördüğünü biliyoruz hatta vedalaştı okurlarla; kalan işlerini tamamlayıp fişi çekeceğini belirterek.
    Yeraltı seviyorsanız İskender güzel bir rehber....
    Dipnot: Şifa onunla olsun.
  • Favori serimden bir türlü ayrılamıyorum. Seriyi aylar önce bitirmeme rağmen hala yorum ve alıntı giriyorum. Şimdi de serinin ikinci kitabı Deha'nın yorumuyla karşınızdayım.
    .
    Deha'nın yorumunu girmeden önce de her kitaba yaptığım gibi bir süre bekledim. Beğendiğim kitaplar bitince kendime bir süre düşünme izni veriyorum. Kitabın etkisi geçince de aynı hislere sahip olacak mıyım diye. Böylece daha objektif olduğumu düşünüyorum. Neyse gelelim yoruma.
    .
    İkinci kitap tam birinci kitabın bittiği yerden başladı. Arada zaman ve mekan atlaması olmaması kitaba daha hızlı adapte olmamı sağladı. Bu yönden kitap büyük bir avantajla başladı. Day ve June, olaylara kaldıkları yerden hızla devam ettiler.
    .
    Ara kitaplarda yaşadığım durgunluğu bu kitapta fazla yaşamadım. Arada sıkılıp "Sadede gelebilir miyiz?" dediğim yerler oldu. Ama oralar genelde Day'in olmadığı kısımlardı. O yüzden bence o kısımda biraz yancı bir okuyucuydum. O konuda kesin bir yorum yapamıyorum. June her ne kadar çok sevdiğim bir karakter olmasına rağmen bazen beni çıldırttı. "Kendine gelir misin?" dediğim çok fazla yer oldu. Ama yaklaşık son 100 sayfada kitaba deli gibi sarıldım. Kitap elimden düşmedi diyebilirim. Kesinlikle favori serim beni pişman etmedi.
    .
    Kitabın bir bölüm June, bir bölüm Day olarak gitmesini seviyorum. Day ve June'un farklı renkli yazılarla olayları anlatması ayrı bir güzel. Zaten kitaba ilk böyle renkli olması yüzünden vurulmuştum.
    .
    Cumhuriyet, Vatanseverler, Koloniler derken kitap bir anda bitiyor. Bitirince "Ee şimdi nolacak?" dedirtiyor. Hatta spoiler vermemek için söylemek istemiyorum ama Deha'nın sonu beni öldürdü. Bir an önce Şampiyon'a başlama isteği duydum. Yazar, kitabı nerede bitirip, nerede başlaması gerektiğini, nerede detaya inmesi gerektiğini çok iyi biliyor. Yazarın Efsane serisindeki kurgusuna hayranım. Zekice düşüncesi, karakterlerin gücü beni etkiledi. Day ve June zaten güçlü ve ne yaptığını bilen karakterler. Ayrıca yan karakterler bile kitapta çok sağlam yer ediniyor. Bu kitapta eklenen yeni karakterler bile beni düşünce ve davranışları yönüyle etkilediler.
    .
    Seri benim favorim olduğu için "Okumasanız da olur." demeyeceğim. Okuyun. Özellikle distopya seviyorsanız mutlaka okuyun. Benim ara kitap olmasına rağmen Deha'ya puanım tam.