• Evet, yaşamın ilk bakışta hiç de parlak olmayan bile olsa, bir gerçeğini gözlemleyin (elbette, gözlemleyecek gözünüz varsa), o zaman bu sıradan gerçeğin, Shakespeare'de bile olmayan bir derinliği olduğunu göreceksiniz. Evet, bütün sorun buradadır işte: Kimin gözü öylesine güçlüdür, kim o kadar güçlüdür? Doğrusu, önemli olan yazmak veya sanat eseri yaratmak değildir, önemli olan gerçeği fark etmek ve kendi dalında sanatçı olmaktır. Kimi gözlemciye göre yaşamın tüm gerçekleri son derece açık, anlaşılır bir biçimde olup bilmektedir ve öylesine anlaşılırdırlar ki, onların üzerine düşünmeye, onları inceden inceye gözlemlemeye gerek bile yoktur. Kimi gözlemciyi ise aynı gerçekler bazen öylesine sarsar ki (üstelik sık görülen bir şeydir bu), olayı genelleştirerek sıradanlaştırmak da, kendi içini rahatlatmak da elinden gelmez; başka bir sıradanIaştırma yolunu seçer, kafasının içindeki karmakarışık soruları bir anda çözmek için şakağına bir kurşun sıkar. Yalnızca iki karşıtlıktır bu, ama ikisinin arasında insanlığın var olan bütün anlamı yatmaktadır. Gelgelelim, hiç kuşku yoktur ki, her türlü gerçeği anlamamız, onun başına sonuna ulaşmamız olası değildir. Biz ancak, gözümüzün önünde olan biteni görürüz, ama öncesini, sonrasını bilemeyiz. Orası insanın hayal gücüne kalır...
    Dostoyevski
    Sayfa 360 - İki İntihar
  • " Karanlığın da çeşitleri vardır.
    Bilmediğimiz her şey bizim için karanlıktır... Okumasını bilmeyen biri için kitaplar karanlıktır. Sevmeyen bir kalp için sevgi karanlıktır...
    Her biri birer harika sanat eseri olan binlerce canlının yeryüzüne yayıldığını görüp de bunların yüce bir sanatkarın eseri olduğunu düşünemeyen ve Yaratıcı'sını bulamayan zeka karanlıktır!... "
    André Gide
    Sayfa 33 - Timaş Yayınları
  • Fransız estetikçi Victor Basch, (empati-duygudaşlık) kavramı için şöyle demiştir; Biz kendimize ait duyguları objeye yüklediğimiz için güzel bir çiçekten, muhteşem bir dağdan, kararan bir buluttan söz etmekteyiz. Gerçekte önemli olan ne taklit edilen nesnedir, ne de sanat eseri; *süjenin davranış biçimidir.

    *Süje: özne
    Kolektif
    Sayfa 321 - Diyanet İşleri Başkanlığı (Sanat ve Estetik)
  • Büyük eserler uzun doğum sancılarının mahsülüdür. İnsanlığa yepyeni dünyalar kazandıran yaratıcaların zaferinde, vefanın ve sabrın hissesi pek büyüktür. Yeni ahenkler veya hakikatler müjdeleyen mücahit... kinin kasırgalaştırdığı alınlarda aşkı çiçeklendirmek de senin vazifen. Unutma ki tavan arasında yaratacağın büyük sanat eseri, milyonların şuurundaki zinciri kırabilir...
  • Camiler sırf sanat eseri olsun diye yapılmamış.
  • Necip Fazıl'ın hapishanede yazdığı eserlerinden birisi Ahşap Konak. Derin ve keskin çizgilerle kaleme alınmış bir hikaye. Yer yer acı yer yer şaşırtıcı... Türkiye'nin yüzünü Batı'ya dönmeye başladığı dönemlerde yaşanan nesiller arası çatışmaya bir örnek. Keskin bir örnek.

    Necip Fazıl, düşünce dünyasını ve fikirlerini piyesleriyle ve tiyatro eserleriyle hayata geçirmeyi seven bir yazar. Tiyatroyu edebiyatın en büyük icatlarından biri olarak gördüğünü şu sözleriyle anlatıyor: "Bana sorarsanız beşeri keşiflerin en büyüğü olarak tekerleği gösteririm. Sanat şekilleri içinde bence en büyük keşif tiyatro… Tekerlek, nasıl bitmeyen mesafeler üzerinde sonsuz bir dönüşse, tiyatro da, durmayan zamanın mikâb biçimi bir kavanoz içinde, bütün madde ve hareket kadrosiyle dondurulması…"

    Eserde 3 katlı ahşap bir konak içinde geçiyor olaylar. Konak sahipleri Recai Bey ve Hacer Hanım. 3. katta manevi dünyalarında beşeri dünyadan uzak yaşayış.. 2. katta orta nesil kızları ve kumar, uyuşturucu batağında bir hayat.. 1. katta ise torunları, son nesil, genç arkadaşları ile serkeşliğin ve nefsi dürtülerinin esiri olmuş bir yaşam. Her biri birbirine zıt -özellikle 1. ve 2. katlar 3. kata zıt- karakterler ve yaşam felsefeleri.

    Böyle bir konak içinde yaşanan türlü oyunlar ve sözlü atışmalar Necip Fazıl'ın süslü ve hisli anlatımıyla harika bir şekilde gözünüzün önünde canlanıyor. Konağı ele geçirip satma niyetinde olan ve bunun için her türlü fenalığı göze alan 'yeni nesil' ile eşyaya sade eşya gözüyle bakmayan ve onda bir mana barındığını bilen, beton yığınları içinde kalmış bu ahşap konağı harcatmamaya çalışan 'geri kafalı nesil' arasında geçen bu kısa ama hareketli hikaye, temposu hiç düşmeden ilerliyor. Okurken bazı soru ve cevaplara hayran kalmamak elde değil.

    Necip Fazıl'ın Çile'sinde geçen şu mısralar Ahşap Konak'ın oluşumunda bir hayli etki göstermişe benziyor:
    Üç katlı ahşap evin her katı ayrı âlem!
    Üst kat: Elinde tespih, ağlıyor babaannem,
    Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve âşıkları,
    Alt kat: Kızkardeşimin (Tamtam) da çığlıkları;
    Bir kurtlu peynir gibi, ortasından kestiğim;
    Buyrun ve maktaından seyredin, işte evim!


    Necip Fazıl'a ve kalemine olan düşkünlüğümü çok iyi bilen ve bu güzel eseri kütüphaneme bağışlayan buse ye çok teşekkürler. :)
  • Konu olarak her zaman ilgi cekici gelen "hayatina son verme" durumunu oldukca iyi sergilemeye calismis fakat yazarin son sayfasinda bir kac sayfa yazdigi tesekkur mektubundan da anladigimiz gibi kitabin yaratilmasinda emegi olan bu kadar insanla ortaya cikan eser dogal olarak bu kisilerden de bir seyler koymus oldugundan biraz karisiklik dengesizlik yaratmis hani hangisini yazsak daha iyiydi falan. yazar burda kendi ismi yerine diger insanlarida yazar olarak göstermeliydi cunku eser sadece kendine ait degil zaten. Jennifer Niven ve dostlari arkadaslari diye yazmalari gerekirdi.Cok iyi bir kitap olmasi gerekirken insanin sanki önunde bir tas corba olarak gördugu seyin bulasik suyu oldugunu fark etmesine benziyor bu.yazik gercekden eger tek baslarina bir kitap yazamiyorlarsa kitap yazmakdan vazgecmeli yada yazdiklari kitabin yazari olarak sadece kendi isimleri degil butun o satirlarda dusunceleri olan insanlarida yazmalari lazim.Herseye ragmen;Begendigim bir eseri son sayfasindaki tesekkurler sayesinde tam bir hayal kirikligi yasadim acikcasi.Bundan sonra yeni yazarlarin eserlerini kac kiasiyle yazdiklarini okumadan hic bir eserini okumayacagim kesinlikle. edebiyat ciddi bir sey bir sanat ve böyle bir duruma gelmemeli .edebiyati bir ticaret amaci olarak görmek tiskinti verici acikca.
    kitapla ilgili fazla bir sey yazmadim fakat konu olarakda kitapdaki genc kahramanlarda ilginc gercekci, zamanimizin sorunlarini ortaya cikaran ruhsal calkantilarini özlemlerini bir sekilde aile ve okulda cevresinde yasamak ve ölmek arasi bocalayan,hayata tutunacak bir bir amac arayan genclerin sorunlarini tam dile getirmese bile yasadiklari kaosu cizmis bir sekilde.