Gençsin ve çocuk sahibi olmak, evlenmek istiyorsun.
Ben de soruyorum sana : Bir çocuk istemeye layık bir insan mısın ?
Muzaffer misin, kendi kendine boyun eğdiren misin,
duygularına hükmeden misin, erdemlerinin efendisi misin ?
Bunu soruyorum sana:
Yoksa arzularında dile gelen, hayvan ve ihtiyaç mı ?
İsterim ki, zaferin ve özgürlüğün olsun bir çocuğu özleyen.
Canlı anıtlar inşa etmelisin zaferine ve özgürleşmene.
Kendinin üzerine inşa etmelisin.
Ama önce kendini inşa etmelisin, dimdik bir beden ve dimdik bir gönülle.
Sürdürmekle kalmamalısın neslini, yükseltmelisin de !
İki kişinin, onu yaratandan daha fazla olan birini yaratma istemine evlilik derim ben.
Böyle bir istemin sahipleri olarak birbirlerine saygı duymalarına derim ben, evlilik diye.
Bu olsun evliliğin anlamı ve hakikati.
Oysa fazlalıkların, lüzumsuzların evlilik dedikleri şey- ah ne demeli ki buna ?
Ah, bu iki kişilik gönül yoksulluğu!
Ah, bu iki kişilik gönül kirliliği!
Ah, bu iki kişilik sefil huzur!
Evlilik diyorlar bunlara; ve cennette kıyıldığını söylüyorlar, nikahlarının.
Eksik olsun lüzumsuzların cenneti!
Eksik olsunlar, bu cennet bağıyla birbirine bağlanmış hayvanlar!
Gülmeyin böyle evliliklere!
Hangi çocuğun bir gerekçesi olmadı ki, ağlamak için anne-babasının haline?