sarê

Gülmeyi yeni öğrenen bir çocuk gibi acemiyim. Sana anlatacak doğru dürüst bir gerçek, ya da avutacak kadar güzel bir yalan bulamıyorum. Sadece seni hayatımda üç kez görmüş ve unutamamış olabilirim. Sadece seni sevmiş olabilirim......
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hala en coşkulu hikayeyi uzatıyorlar nefretin kollarına. Kırılsın istiyorlar bu kör duvarlar. İnsan devrilecekse senin gibi devrilmeli Atilla, onlar gibi
İçeridekiler ve dışarıdakiler.., hepimiz aynı lanetin içindeyiz. Gittikçe paylaştıklarımızı en karanlığa indiriyoruz. Sanki yalnızlık ve duyarsızlık bizi koruyacak. Sanki küssek daha iyi olacak. On iki yıl daha oradasın. On iki yıl. Dünyanın bile senin suçsuzluğunu ispatlayacak gücü yok. Dudağımdaki kırmızı bağırıyor..; suçlu aslında o, çok suçlu. Çünkü onu çok sevmiştim. Çünkü biz o gün buluşacaktık, belki bana kahve yapacaktı. Atillaaa,,, bana kızma n,olur.
Yeryüzünün en güzel mektuplarını yazmak isterdim.Mutluluğun için bunu yapardım. Kendini kanattığın karanlık günler adına, bir anıyla, onu yazarak parçalanmaz bir şekle dönüştürebilmeyi dilerdim.Ama biliyor musun, senin alnına başarmanın acısı yazıldı... Bu kadar ve başka hiçbir şey değil. Şiirin alnına yazılan yazı; AYNI. Birilerinin işi yoksa, canı isterse, öylesine diye arada bir anımsadıkları bir şey.
Dışarıyı anlatmamı istiyorsun. Dışarıda da, içeride de bizi acıtan şeyler hep aynı. Aynı betondan, aynı demirden yapılmış evlerimiz. Sadece “daha masumuz” diye sokaklar boyunca dolaşabiliyoruz.Ya da başka beton evlere gidip demir balkonlardan sarkıyoruz. Sarkıyoruz ama düşmüyoruz. Bize balkonlardan sadece rüyalarda düşüldüğü öğretildi.
Kitap oku·Kitabı okudu