Hayat devam ediyordu. Her savaşta olduğu gibi bu savaşın da bir sonu vardı.kimin kazanıp kimin kaybettiği henüz belli değildi.sivil Iraklılardan çok sayıda kişi hayatını kaybetmişti. Bu savaşta hayatını kaybeden 20 gazeteci vardı. Onlar savaşın tarafları değildiler. çoğu savaşan ülkelerin vatandaşları bile değildi, ama mayın ve kurşunlar milliyet farkı gözetmiyordu .geride acılı anneler, babalar, çocuk ve eşler bırakıyordu.
Bu iki gencecik bedenin kim bilir ne hayalleri vardı. Savaşın acımasız yüzüyle bu savaşta ilk kez karşılaşmıştım. savaş kuzeyde de tüm acımasızlığıyla şiddetlenmişti cenazeler bir pikapa konularak meçhule götürüldü.
Heyecanın dozu iyice artmıştı.
Bu insanlar sanki bir savaş tehlikesi içinde değilmiş gibiydiler.onlar için savaş ya çok uzakta başka bir ülkede yaşanacaktı ya da bu insanlar savaşın ne demek olduğunu gerçekten bilmiyorlardı. Aslında ikisi de değildi. Gözlerini ilk açtıkları andan itibaren savaşın soğuk soluğunu hisseden bu insanlar için savaş, günlük yaşamın ayrılmaz bir parçasıydı.
Her gün ayrı bir heyecana, her gün ayrı bir bilinmeyene yolculuk...
Mesleki kaygılarla insanı duygular arasında yaşanan gelgitler... Günbegün insani değerlerimizin,bizi insan yapan doğrularımızın ırzına geçildiğini görerek, yeni sabahlara günaydın dememiz...
Ağlayan, ölen çocukları gördükçe kendi çocuklarımızın resimlerine daha da ateşli öpücükler kondurmanız...