O ki, son derece güçlüydü, yüreğinde korkunun zerresi bile yoktu. Tek başına düşman içine dalmaktan çekinmezdi. Hepsini de dize getirirdi. Aman dileyene Hz. Ali gibi sonsuz bir merhamet gösterirdi. Ok batmaz, kılıç kesmez, büyü tesir etmezdi. Bazen Kaf Dağı'ndaki cadılarla, devlerle savaşır, bazen de Osman Gazi, Orhan Gazi, Nasreddin Hoca, Karaca Ahmed ve Mevlana'yla sohbet ederdi. Cem Sultan onunla ilgili anlatılanları dinlemeye doymadı. Şanına layık destanlar yazılmalıydı. Öyle de oldu. Ebulhayr-i Rumi'ye onun destanını yazması için emir verdi. O da dillere destan hayatını ve kerametlerini Anadolu ve Rumeli'yi adım adım dolaşarak topladı. Adını Saltuknâme koydu.
Bu kişinin babası Hz. Hüseyin, annesi ise Hz. Hasan soyundandı.O hem seyyid hem de şerifti. Bu yüzden başına Hüseynilerin ve Hasanilerin renkleri olan kızıl ve yeşil bir alamet takardı. Aynı soydan gelen Seyyid Battal Gazi ve Danişmend Gazi ile de akrabaydı. Hatta kendisine Hazret-i Imam Ali'nin Zülcenah isimli atı hediye edilene kadar bir süre Battal Gazi'nin atı Aşkar'a binmişti.