Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2017 115. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2017 21:54
Aslına bakarsınız dergileri pek sevmem. Daha doğrusu edebiyat dergilerini sevmem. Bu konuyu Dostoyevski kapaklı tuhaf-2 ‘nin değerlendirmesinde de konuşmuştuk ya. Yalnız Dostoyevski’li Tuhaf-2’den sonra baya alıştım dergilere. Kitaplığımda Düşünbil vardı Camus’lu, bilirsiniz severim Camus’u. Bu pek edebiyat dergisi değil ama daha çok felsefe. Onu da okudum arada. Güzel de yazmışlar vesselam. Bu ay Tuhaf da Gogh varmış, Van Gogh. Severim Gogh’u, çılgın adam. Sunay Akın da sever. Zaten benim sevgim, bilgim de onun kitaplarından. Neyse gittik almaya. Aldım tam döneceğim, düşünbil çarptı gözüme. Kapakta Sartre ağzında piposuyla beraber. Düşünbil’in tadı damağımda kaldı yalnız bu Sartre’den pek korkarım ben. Zamanında bir Bulantı’sını okudum, hala adını duyduğumda bile içim bulanır. Aldım onu da aldım. Elbet bu adamı da anlayacağız. Geldim eve. Açtım düşünbil’in kapağını sözde günde birkaç yazı okuyacağız. Okumaya başlamamla bu defa hızlı gideceğini hissetmem bir oldu. Yıl 1945. Dünya neredeyse komple yıkılmış. Sadece fiziksel değil manevi olarak da. Yeryüzüne fırlatılan insan önce yaşamayı öğrenmiş, sonra Tanrı’yı yaratmış, en son da hepsini yıkmış. Önce Tanrı’yı sonra kendini. İşte bu yıkımın sonunda Paris’te bir salonda bir adam, masaya yumruğunu vuruyor ve Varoluş bir hümanizmdir diye haykırıyor. Uyanın efendiler, yok oluyoruz!! Nesne vardır, sizin öz dediğiniz olgu bireyin nesneye yüklediği manadır. Önce birey doğar, verdiği kararlarla kişiliğini oluşturur. Değer yargılarımızı oluşturabilmek için geçmişi yadsımalıyız. Geçmişten, örf, adetten, toplumsal yasalardan kurtulamayan birey nesne olarak kalır, kişiliğini oluşturamaz. Birey özgürdür. Özgür iradesiyle önce geçmişi yadsımalıdır. Ancak bu aşamadan sonra kişiliğimizi ve değer yargılarımızı oluşturabiliriz. Yalnız
Düşünbil - Sayı 59 (Mayıs - Haziran 2017)Düşünbil Dergisi · Düşünbil Yayınları · 201753 okunma