Saudade

Munis yirmi sekiz sene boyunca bekâret zarının düşünerek camdan bahçeye baktığını anımsıyordu. Aslında onu sekiz yaşındayken, bakire olmayan kızı Allah bağışlamaz diye uyarmışlardı. Ama şimdi tamı tamına iki gece üç gündür böyle bir zarın olmadığını ve sadece bir delik olduğunu öğrenmişti. İçinde bir şeyler kırılmıştı. Soğuk bir öfke içini kaplamıştı. Bütün çocukluğu boyunca ağaçlara uzaktan hasretle baktığını anımsadı. Tek dileği bir gün Sadece bir kez de olsa bir ağaca tırmanmaktı. Bekâret zarı yaratılır korkusuyla bunu hiç yapmamıştı.
Sayfa 28 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Reklam
Ayrıca o dediğin bekâret bir zar değil bir delik. Üç çocuktan sonra hala orası deliktir, zar değildir, anlamadıysan pes doğrusu. Bir de kalkmış iftira atıyorsun...
Sayfa 26 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Gönlü böyle istiyordu, zaten insanı deliliğe iten de hep bu gönül değil miydi?
Sayfa 16 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Bir karıncanın bacağı kırılsa hüngür hüngür ağlayabilirdi. Şimdiye kadar dört sokak köpeği beslemiş ve yeni aldığı paltosunu da okulun hizmetçisine bağışlamıştı. Üç kez de yetimhaneye ziyarete gitmişti, o dönemlerde halâ öğretmendi ve genelde bu tip yerleri dolaşırdı ama o her gidişinde çocuklara kilo kilo pasta alıp götürürdü.
Sayfa 11 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
O kış boyunca Huşeng Bey'in yeni yeni yürümeye başlayan iki çocuğu için örgü ördü. On yıl sonra da beşi için örecekti. "Bu insanlar neden sürekli çoğalır ki?"
Sayfa 11 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce