Çocuk gelişimi alanında yapılan araştırmalar, şunu gösteriyor: dokunarak sevilen, kucaklanan ve öpülen çocukların duygusal yönleri, uzun süre boyunca fiziksel temastan mahrum kalan çocuklara oranla daha güçlü gelişiyor.
Televizyonun doğuşundan önce bir insan evliliğinde kadın ve erkeğin neler yapması, eşlerin birbirlerinden neler beklemesi, birbirleriyle nasıl ilişki kurması gerektiği yönündeki tüm fikirleri, beklentileri ve istekleri, öncelikle kendi anne ve babasınm sunduğu modelle biçimleniyordu. Televizyonun yaygınlaşmasıyla ve giderek daha fazla sayıda çiftin boşanmasıyla, rol modelleri evin dışında kalan güçler tarafından giderek daha fazla etkilenmeye başladı. Sizin kafanızdaki kavramlar ne olursa olsun, büyük olasılıkla eşiniz bir evlilikteki rolleri sizden farklı alabilir. Sevgiyi daha etkili şekilde ifade etmek için modelleri incelemek ve değiştirmek gerekebilir. Modelleri olduğu gibi sürdürmenin bize hiçbir yarar olmaz ama eşnizin duygusal ihtiyaçlarını karşılamanın getireceği muazzam yararları kendiniz görebilirsiniz.
Kişinin kendini kullandırması sevgi davranışı değil, tam aksine bir ihanettir. Bunu yaptığınızda, Karşınızdaki kişinin insana yakışmayan alışkanlıklar edinmesine izin verirsiniz. Sevgi şunu söyler: "Seni, bana böyle davranmana izin vermeyecek kadar çok seviyorum. Bu davranışların benim için olmadığı kadar, senin için de iyi değil."
Paspas cansız bir eşyadır. Ona ayağınızı silebilirsiniz: üzerine basabilirsiniz; onu tekmeleyebilirsiniz ve istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Hiçbir şey istemez. Hiçbir şey beklemez. Hizmetçiniz olabilir ama sevgiliniz olamaz. Eşlerimize cansız eşyalar gibi davranırsak, sevgi olasılığını ortadan kaldırırız. İnsanları suçluluk duygusuyla kullanmanın ("İyi bir eş olsaydın, benim için şunu şunu yapardın.") sevgiyle bir ilgisi yoktur. Hiç kimse kimseyi paspas etmemeli, paspas olmaya da izin vermemelidir.