Dünya düşünce ve kültür tarihi, özgür düşünebilen ve kafalarını kimseye kiraya vermeyen insanlarla yücelmiştir. Ne otoriteye kapılanmıştır onlar ne bir tarikat şeyhine ne de ideolojik önderliğe. Bedelini ödeseler bile özgür düşünceyi seçmişlerdir.
Sevişirken iç içe geçen, solukları karışan, birbirine en yakın hale gelen insanların, sonradan bu kadar yabancılaşmasına, hatta can yakmaya çalışmasına hep hayret etmişimdir. Önce en büyük haz, sonra en büyük düşmanlık. Ne tuhaf!