Berna ŞAHİN, Loquela - Sayıklama'yı inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Tamamı sayıklamadan ibaret sanki. İfadeler, dil çok güzel. Lakin hikaye örgüsü... Evet hikaye örgüsü tam bir arap saçı. Yanılsamalar, sanrılar, sayıklamalar... Neresi gerçek neresi düş belli değil. Postmodern yazım. Tam da kitabın başındaki tanımlama gibi : " Loquela, öznenin kafasında bir yaranın ya da bir davranışın sonuçlarını yorulmak bilmeden tartışıp durduğu kelimeler akışını ifade eden bir kelimedir."

Esra, bir alıntı ekledi.
18 May 21:14 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Sayıklamalar
Başımı taşlara çarparak artık
Kalbimin sesini eritse miyim...

Şiirler, Akif İnan (Sayfa 77 - İz Yayıncılık)Şiirler, Akif İnan (Sayfa 77 - İz Yayıncılık)
Fatih, bir alıntı ekledi.
02 May 02:53

Yorgun musun?
Yattın mı? Uyu?
Düşünme beni.
Ben ki
Hiç düşünülmedim senden önceleri.

Sayıklamalar, Oruç AruobaSayıklamalar, Oruç Aruoba
Osman Y., Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'yu inceledi.
20 Nis 22:21 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

“Mufassal kıssa başlarsın garip efsane söylersin” Baki
Aylak Adam / Sayfa 1

BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU ÜZERİNE SAYIKLAMALAR

Bir gün bilinmeyen bir kadından mektup aldım. Birbirimize göre olduğumuzu ve bu fırsatı değerlendirmemiz gerektiğini söylüyordu. Nereden böyle bir yargıya vardığını sordum. Birtakım gerekçeler sıraladı. Biliyordum birbirimize göre olmadığımızı ama bu kadar genç ve istekli bir hanımı kırmak istemedim. İyi ya belki de öyledir dedim. Görüşmeliyiz dedi ısrarla, beni tanımalısın.

Dur hele ne acelen var diyemedim. Sen gel de bir yerde oturup konuşalım dedi. Peki olur dedim. Şehrin en merkez yerlerinden birinde bir muhallebicide buluştuk. Zaten oldum olası içimde bir yaraydı, bir kızla muhallebicide buluşma klişesi, sayesinde bunu da yaşamış oldum.

Birer çay söyledik, birer kahvaltı tabağı. Muhallebi yemedik ama. Zamane muhallebicileri böyle işte muhallebinin adı kalmış sembolik yani yemesen de oluyor ne istersen var. Bir de kitap getirdi bana hediye. Ben eşek olduğum için hiçbir şey almadan gittim. Çaylar ve muhabbet peş peşe ilerledi. Kalktık sonra , gel seni bir yere götüreyim dedi. Tarihi özelliği olan bir yapıya vardık, bin kere önünden geçip içini hiç gezmediğim bu yere de ilk defa bu kız sayesinde gittim.Sağolsun vallahi kültürel bir etkinlik oldu.

Biraz daha yürüdük sonra. Her adımda beni gözleriyle,sözleriyle, imalarıyla sıkıştırmaya başladı. Ne zaman görüşeceğiz tekrar? Konuşuruz dedim bakalım. Ayrıldık.

Akşam oldu. Bilinmeyen kadın artık bilinen kadın olmuştu. Bir mektup daha aldım o akşam, eeeeeeee diyordu. Ne eeeeeeeesi diyemedim. Ve ekliyordu, ne düşünüyorsun hakkımda? Güzel ama dolaylı sözlerle cevapladım fakat iltifatlar da yağdıramadım. İçimden gelmedi yani, elektriklerde bir sorun vardı. Peşinden hayal kırıklığı dolu bir mektup daha aldım.

“Sen benim kıymetimi bilemedin. Yazık ettin bize”

Dünya başıma yıkılmadı. Yahu ben ne ettim sana da diyemedim.

Gel zaman git zaman evlenmiş. Minnettarmış bana. Son mektubunda öyle diyordu.Senin gibi biriyle olmazdı zaten diyordu. Ben de seninle olamazdım diyemedim. Hayırlı olsun dedim.

Aylak Adam”ı da yeni okumuştum bu kızın ilk mektubunu aldığımda. Bilseniz ne hayallerim vardı. Ama o lanet olası elektrik yok mu? Hep onun yüzünden böyle oldu.

Bahar Erdal, Dünyanın Bütün Sabahları'ı inceledi.
14 Nis 13:53 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Roman değil de kısa metinler, hatta sayıklamalar, denebilir belki Dünyanın Bütün Sabahları'nı oluşturan 27 bölüm için. Dünya malına ve zenginliğine sırt çevirip, o derme çatma küçücük kulübesinde, hayattaki tek tutkusu kendisini mutlu eden tek şey; müzik ve gölgeler peşinden giden bir adamı küçümsemeden okuyacak herkes için hüzün ve akla dokunur bir anlam yolculuğu olmuş kitap.

Emrah Günal, bir alıntı ekledi.
04 Nis 17:10 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Şu yeryüzü, benzer bir gerçeğe yakınlıkla her şeyin teyit edilebildiği bir yerdir : Aksiyomlar ve sayıklamalar burada birbirinin yerine geçebilmektedir; burada hamleler ve çöküntüler birbirine karışmaktadır; yükselişler de alçalmalar d ynı hareketin parçasıdırlar burada.

Çürümenin Kitabı, Emil Michel Cioran (Sayfa 113 - Metis Yayınları)Çürümenin Kitabı, Emil Michel Cioran (Sayfa 113 - Metis Yayınları)

Alaattin Karaca
Bir yazar öfkeli olmalı önce, sonra da öfkesine en uygun kelimeleri bulmalı, cümleleri... (Turgut Uyar); büyük sıkıntı, sayıklamalar, kesik kesik konuşmalar; cümleler devrilir paldır küldür onda, hissedersiniz. Büyük ıstırap işte..

Esra, bir alıntı ekledi.
14 Mar 13:35 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Sayıklamalar
Hangi ölüm öder bilemiyorum
Ateşten bekleyiş faturasını..

Şiirler, Akif İnan (Sayfa 77)Şiirler, Akif İnan (Sayfa 77)
Aynur yildiz, bir alıntı ekledi.
22 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Vakit gece, karanlıkçökmüş yüreğimize... Ağzımızdan kahırlı sayıklamalar dökülüyor geç hece.... Gün yeniden aydınlanacak biliyoruz lakin bilmek yetmiyor derinimizi puslandıran sözcükleri dindirmeye...

Ey Musa Ayakkabılarını Çıkar, İrfan Gürkan Çelebi (Sayfa 49)Ey Musa Ayakkabılarını Çıkar, İrfan Gürkan Çelebi (Sayfa 49)
İpek Kamuran, Sırça Fanus'u inceledi.
01 Ara 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitabı aylar önce hediye olarak almıştı bir arkadaş. Ama nedense kitaba her baktığımda beni sıkacağını düşündüğüm için bir türlü başlayamadım. Oysa Fahrenheit 451 kitabından öğrenmem gerekirdi kitaplar ve insanlar hakkında kapaklarına bakarak yargıya varmamam gerektiğini. Bu ön yargı yüzünden geç okuduğum bir kitap olmasına üzüldüm. Ama hiç bir şey için geç değildir hayatta :))

Kitap çok fazla Tezer Özlü'nün Çocukluğumun Soğuk Geceleri kitabına benziyor. Tezer Özlü seven biri olarak bu beni hiç rahatsız etmedi. Rahatsız edici bir benzerlikte değil zaten. Kendine özgü iki farklı üslubun ortak paydaları, kesişim noktaları olması gibi. Biraz karşılaştırma gibi olacak ama Sylvia Plath'ın biraz daha yumuşak bir yapıya sahip olduğunu düşündüm okurken. Çeviri olmasından da kaynaklı olabilir. Tezer Özlü mesela gerçekleri gözler önüne sererken rahatsız edici bir noktaya getirir durumu. Kendi rahatsız olduğu için sizi de rahatsız edecek kelimeleri özenle seçer. Bu yüzden tam olarak onunla aynı rahatsızlığı hissedersiniz. Ama Sylvia ne hissetmek istediğinizi size bırakmış sanki. İntihar, kadın erkek ilişkileri vs..

Kitabın kendi kendine sayıklamalar şeklinde yazılmış olduğunu düşünüyorum. Parça parça, en önemli şeyleri önemsizmiş gibi anlatarak. Bu bana çok hoş geldi. Ölüm ve intihardan bahsederken mesela o kadar sıradan yazmış ki önce şaşırdım. Sonrada ölümün zaten doğal olduğunu hatırlayıp kendime şaşırdım. Kitaptaki karakterle Sylvia Plath'ın aynı sonu paylaşmıyor olmasına çok üzüldüm. Yazar hakkında hiç bir kitabını okumamış olmama rağmen zaten çok şey biliyordum. İntihar ederken bile nasıl vicdanlı bir anne olabildiğini, hayatın bazı kurallarına uyum sağlayamayışını..

Diğer incelemelere de baktığımda herkes Sylvia ile birlikte en kötü ihtimal Nilgün Marmara'dan da bahsetmiş. Bu aslında çok güzel bir şey. Böylelikle daha önce tanışmamış insanlar Sylvia sayesinde Tezer Özlü ve Nilgün Marmara'yla tanışmış oluyor..

Kitabın intihara özendirdiğini ya da bunu güzellediğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.. Okuyun ve keşfedin. Bu kitapta en çok hissedeceğiniz şey Ester'in sırça fanusuna baktıkça, kendi sırça fanusunuzunda sınırlarını yoklamanız olacak. Etrafınızdaki bütün ilişkileri, kuralları, ahlak alğısını bu çerçevede değerlendirip tartacaksınız. Ve Ester'in (dolayısıyla Sylvia'nın- dolayısıyla kendinizin) iyileşmesi için dua ederken bulacaksınız kendinizi. Kitabı okurken bunalıma gireceğimi, içimi sıkıntılar basacağını düşünmüştüm. Ama hiç sıkılmadan bunalmadan okudum.

O kadar acımışken ruhu, bu kadar naif yazmayı nasıl başarmış bilmiyorum. Bu da insana kendini suçlu, sorumlu ve üzgün hissettiriyor.

Mutlaka okunması ve üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken bir kitap.. Keyifli okumalar.