Adeta küle dönüyorum. Hatta kendi kendime, yine onun yanındaymışım, bir parçamız sevdiğimiz kitapların içinde yaşamaya devam ediyormuş gibi kızımın adını söylüyorum. Kitabı alıp gelişigüzel bir sayfa açarak bir cümle okuyorum -“ Hafızamıza en çok, unutmaya çalıştıklarımız kazınır”- ve olası gözyaşlarının hücumunu hissediyorum.
“İlk kural, âşık olmayacaksın,” demişti. “Başka kurallar da var ama esas kural bu. Âşık olmak yok. Âşık kalmak yok. Âşk hayalleri kurmak yok. Bu kurala bağlı kalırdan sorun çıkmaz.”
“İstemek” dedi ölçülü bir sesle,” ilginç bir sözcüktür. Yoksunluğu anlatır. Bazen o boşluğu başka bir şeyle doldururuz ve ilk baştaki istek bütünüyle kaybolur. Belki de senin sorunun istemek değil, yoksun olmak. Belki de cidden yaşamak istediğin bir hayat var.”