Denilebilir ki, daima böyle gözetlenmesi gereken bir sevgi nasıl bir sevgidir? Ve böyle büyük bir çaba ile her an bekçilik etmeyi gerektiren bir sevginin değeri var mıdır?
Hem böyle bir hüznü hemen ertesi gün, kendisini buraya sürüklemiş her şeyle bağlarını kopararak sert bir dönüş yapmaya hazırlandığı bir sırada, gene eskisi gibi yapayalnız olarak, birçok umutla ama gene de neye umut bağladığını kendisi de kestiremeyerek, hayattan birçok şey beklediği halde, beklediklerinin de istediklerinin de ne olduğunu kesin olarak bilmeden yeni, üstelik hiç bilmediği bir yola koyulduğu bir anda duymasında şaşılacak bir şey yoktu.
Çünkü insan varlığının sırrı yalnız yaşamak değildir; bir şey için yaşamaktır. İnsan neden yaşadığını, ne için yaşadığını kesin olarak kavrayamazsa, yaşamaya razı olmaz, dünyada yaşamaya devam etmektense kendi kendini yok eder.
Yolumda yürüyorum ama bilmiyorum, nereye gidiyorum: Bir pisliğe, şerefsizliğe giden yolda mıyım yoksa aydınlığa ve sevince doğru mu yürüyorum? Felaket burada çünkü dünyada her şey zaten muamma!