İleri adım atmak ve birey haline gelmek yaşam korkusu ise, geri adım atmak ve bireyselliği kaybetmek ölüm korkusudur. Birey yaşamı boyunca bu iki korku arasında bir ileri bir geri savrulur.
'Bir Engizisyon üyesi bile kaygının getireceği korkunç işkencelere hazırlıklı olamaz, hiçbir casus, kuşkulandığı kişiye bu denli ustaca hücum etmeyi bilemez; kaygı, karşısındakinin en zayıf anını seçer, onu yakalayıp ağına düşüreceği tuzakları kaygıdan iyi kimse bilemez; en keskin zekalı yargıç bile suçluyu kaygı kadar iyi sorguya çekip inceleyemez, kaygı ki ister dikkatler saptırılsın, ister gürültüler çıkarılsın, ister çalışırken ister oynarken, ister gece ister gündüz karşısındakinin kaçmasına asla müsaade etmez.'
Pascal, insanın kendi dikkatini durmaksızın dağıtmaya çabalayarak aslında "kendine dair düşünmekten" kaçmaya çalıştığını hissediyordu çünkü olur da kendi içine dönüp kendini değerlendirecek olursa, keder ve kaygıyla dolacaktı.
"Kısacası insan, hem zincirli hem de özgür, hem sınırlı hem de sınırsız olmasının sonucu olarak kaygılıdır. Kaygı kaçınılmazdır çünkü insanın içinde bulunduğu özgürlük ve sonluluk paradoksunun doğal bir sonucudur."