"...Sözlerimi yanlış anlama ama zaten asıl amacın onları yenmek değil. Senin başka bir şeyi yenmen gerekiyor."
"Neyi? Sırf kahvaltılık hamur işleri yiyerek yaşamaya duyduğum gizli arzumu mu? Gittikçe artan anime bağımlılığımı mı?"
"Rahatlatıcı varsayımlarını. Düşünme tarzını. Onlar sadece gittiğin yoldan ayrılmamana yarayan tekerlek izleri değildir, adeta gözbağı gibidir, başka yollar da olduğunu görmene engel olur."
"Ben başka yollar da olduğunu zaten biliyorum."
Maymun Kral zoraki gülümsüyor. "Bunu söylemek seni rahatlatıyor, değil mi?"
Her zaman en kolayına kaçmak mı çözüm?
Çorba içesin geldiğinde hemen bir mercimek çorbası yapmak mesela.
Ne yemek yapayım diye düşünüp düşünüp buzluktan bir poşet taze fasulye çıkarıp yapmak.
Biriyle konuşasın gelince anneni aramak.
Canın sıkılınca bir sigara yakmak.
Böyle bir listeye başlayınca senin kolaylarının başkalarının zoru olabileceğini fark etmek.
Ve bu farkındalıkla ne yapacağını bilememek.
Aslında diyecektim ki yeni biriyle tanışmak zor mesela; kendini anlatmak, birinin seni anlaması. Bana göre tabi.
Bu durumda kolaya kaçıp tanıdıklara mı gitmeli?
Güvenli limanlar?
Eski alışkanlıklar?
Bu sağlıklı mı? Değil gibi geliyor.
Umut, devasa bir patlama ya da büyük bir haykırış olmak zorunda değil.
Umut;
*Yol kenarında, taşların arasından kendine yer bulan küçük bir yeşilliktir.
*Yarın yeni bir günün başlayacağına olan o sessiz, derinden gelen inançtır.
*Zihnindeki kelimelerin, kalbindeki hislerle buluşup yeniden parlayacağını bilmektir.
Son kitaba başlıyorum.
Sıkılmadın mı diye soranlar oluyor; beni yaşadığım dünyadan koparan bu kurgulardan neden sıkılayım?
İçimde bir hüzün var.
İnfazcıKevin Hearne