'Ben senden önce ölmek isterim,
gidenin arkasından gelen,
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun,
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun, şeffaf,
beyaz camdan olsun,
ki içinde beni görebilesin.
Fedakârlığımı anlıyorsun,
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan,
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum,
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce,
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yatarız,
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin,
yahut vefasız bir torun,
bizi ordan atana kadar...'
Nazım Hikmet