“Bozkırları aşmışım bir baştan bir başa.
Başımı toprağın yüreğine sokmasam olmaz mı?
Yıllar yılı uyumak zorunda mıyım?
Gözlerim baksın da güneşe
Işıkla dolup taşsın varlığım!
Aydınlığın gücü varsa karanlık kaçar.
Gerçekten ölen, artık göremez ki
Güneşin aydınlığını…”
“Dinini dünyaya değişenlerin isminde ortak vasfıdır ‘Belam’lık,” diyerek anlatmaya başladı Hasan.
Kuranı Kerim’de ismi zikredilmez lakin müfessirler, El Araf Suresinde zikredilen şahsın Belam bin Baura olduğunda hemfikirdirler:
“Onlara şu adamın kıssasını anlat:
Ona ayetlerimiz hakkında bilgiler verdik
ve o -bunlara önce uyduğu halde- daha sonra bunlardan tamamen sıyrılıp uzaklaştı;
şeytan onu peşine taktı ve bu suretle azgınlardan biri haline geldi.
Biz dileseydik o kişiyi ayetlerimizle yüceltirdik;
fakat o dünyaya sımsıkı sarıldı, ihtiraslarına uydu.
Allah’ın ayetleriyle bilgilendirdiği, fakat tabiatının kötülüğü yüzünden bu bilgileri daima dünya menfaatlerine alet eden bu adamın durumu, kovsanda kendi haline bıraksan da
dilini sarkıtıp durmadan soluyan köpeğin durumuna benzer.
İşte ayetlerimizi yalanlayanların hali budur.
Bu kısayı anlat belki düşünür, öğüt alırlar!”
Sen ruhundaki fitneyi Allah’ın kullarına ölçüsüzce saçan bir zavallısın yalnızca. Hadis âlimi olmadığın halde hadislere dil uzatmak, temiz ama cahil onca insanın kanına girmekten hiç mi rahatsızlık duymadın? Senin gibi her islah ediciyim diyene teslim olsalar, bu Müslümanların hali nice olur?
Bakara Suresinde buyurulur, ‘Onlara: Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, -Biz ancak ıslah edicileriz- derler.’
‘Komutanın yapacağı beş hata, felaket getirebilir: Dikkatsiz cesaret, yok olmaya götürür. Korkaklık, düşmana esir olmaya götürür. Acelecilik, hakaretlerle kışkırtılabilir. Şeref düşkünlüğü, utanmaya götürür. Adamlarına aşırı düşkünlük, endişe ve tereddüde götürür…’