Senden uzakta kendimi tamamen korkuya vermeden yaşayamıyorum, giderek istediğinden de fazlasını veriyorum ona ve bunu zorlanmadan, isteyerek yapıyorum, kendimi onun içine akıtıyorum.
Bu sabah erken saatte mesela, birdenbire korkmaya başladım, aşkta korkmaya başladım, kalbim sıkışarak korkmaya başladım, aniden ufak bir şey yüzünden yanılıp da Prag'a gelebilirdin. Ama senin gibi hayatı dibine kadar yaşayan biri için ufak bir sebep belirleyici olabilir miydi?
Gelme. Bir gün çok ihtiyacım olduğunda gelmeni rica edersem, hemen geleceğin umudunu bırak bana, ama şimdi gelme, nasılsa yine gitmek zorunda kalacaksın.
Ama korkum yok, lütfen Milena yanlış anlama beni, benim senden yana asla korkum olmadı. Eğer öyle görünüyorsa ve çoğunlukla öyle görünüyor, bu sadece bir zayıflık, kalbin bir huysuzluğu, yine de bilir kimin için çarptığını, devlerin bile zayıf noktaları vardır, Herakles bile sanıyorum bir kere baygınlık geçirmiş. Ama ben dişlerimi sıkıp bizzat gündüz gözüyle gördüğüm gözlerinin kaymasında her şeye dayanabilirim.