Maviyi sevdiğini daha bilmediğim günlerde onu birdenbire bir resmin derin sarıcı dipsiz mavisine çekinerek benzettim, benzettiğimi söyledim, benzetmedim bu mavi sensin dedim daha doğrusu...
Ağzımın kenarı bükük... Ama boşuna arıyor değişik bir tarafını. Yüzü, sesi, kalbi, eskisi gibi. Kitaplarından bile, bir an olsun uzaklaşmamış olacak. Dalgın şimdi, eskisi kadar dalgın, kapkaranlık kumrallığında.
Arıyordum ama bulmağa hazır değildim, sende bulmağa, seni bulmağa hazır olmadığım gibi. Arıyordum yalnız, belki ne aradığımı da iyice bilmiyordum seziyordum ancak. Ama sende buldum. Bulduğumu bildim ama yadırgadım, kötü bir şeyin yadırgaması gibi değil, kişinin kapalı havalarda başını kaldırıp tepesinde arı duru bir maviyi görünce yadırgaması, mavinin güzelliğini yadırgaması gibi bir şey. Hazır olsaydım yadırgamazdım.