searching

searching
@searching
Hayatlarımızdaki durumlara uyguladığımız olumsuz tanımların çoğu, prensipte pozitif tanımlara çevrilebilir. Sonuç olarak, kaybedeceğimiz halde aksine kazanabiliriz. Üzgün olacağımız halde aksine mutlu olabiliriz. Engellenmişlik hissedeceğimiz halde aksine tatmin olabiliriz. Bu oyun planında olaylara bakış açımızı yeniden tanımlama, olumsuzları olumluya çevirme, çıkmaz yollan yeni başlangıçlara dönüştürme, hataları ise öğrenmek için fırsatlara çevirme alıştırması yapıyoruz. Bu oyun planını uygulanabilir kılabilmek için kendimize bazı belirli ana hatlar yaratmalıyız. Örneğin; engellenmişlik, öfke, mutsuzluk veya endişe hissettiğimiz, tekrar eden negatif olaylardan beş ila on tanesinin bir listesini yapabiliriz. Daha sonra her bir olumsuz duygunun kökündeki tanımı belirleyebiliriz. Daha sonra, her biri için mantıklı bir alternatif tanım seçebilir ve yeni duygularımız ile yeni cevaplarımızı planlayabiliriz.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zamanda başka bir yerde olduğunuzu hayal edin. Başka bir yüzyıl seçin; belki başka bir ülke, farklı bir cinsiyet, farklı bir sosyoekonomik grup -her durumda yaşamış olabileceğiniz tamamen farklı bir koşullar bütünü. Aşağıdakileri tamamlayın: 1. İçinde yaşadığımı hayal ettiğim zaman . . . 2. Durumun ayrıntıları şunlar . . . (Ayrıntıya girin.) 3. O zamanda orda yaşasaydım muhtemelen şu inançlara sahip olacaktım (din, ülkem, cinsel gelenekler ve tabular, cinsiyet konuları, ilişkiler, farklı ırklardan insanlar vb. Yine, ayrıntıya girin) . . .
Kendinizi şu biçimde haklı çıkarmaya çalışır bulursunuz: "Düşünme yolum kötü değil. Aslında bir süredir oldukça iyi düşünüyorum. Birçok şeyi sorguluyorum. Ön yargılı değilim. Bunun yanısıra oldukça eleştirelim. Tanıdığım birçok insan kadar kendimi aldatmıyorum." Bu şekilde düşünürseniz yalnız değil çoğunluktasınız. "Herkes benim gibi düşünseydi bu daha iyi bir dünya olurdu." bakışı hakim olan görüştür. Bu görüşe sahip olan insanlar iyi eğitimliden kötü eğitimliye kadar geniş bir yelpazededir. Eğitimın öz yansıtma ile ilişkili olduğunu gösterecek bir kanıt bulunmamaktadır. Kuşkusuz, birçok üniversite mezunu eğitimi nedeniyle entelektüel olarak ukaladır. Yansıtıcı olmayan insanlar her sosyoekonomik sınıfta bulunur; psikologlar, sosyologlar, filozoflar, matematikçiler, doktorlar, senatörler, hakimler, valiler, savcılar, avukatlar ve kuşkusuz her meslekten insanı içerirler.
Birçoğumuz olabileceğimiz kişi değiliz. Olabileceğimizden daha azıyız. Muazzam bir kapasitemiz vardır ama bunun büyük bölümü keşfedilmemiş ve gelişmemiştir. Düşüncede gelişim basketbol oynamak, bale yapmak ya da saksafon çalmayı geliştirmek gibidir. Öğrenmeye dair bilinçli bir bağlılığın yokluğu durumunda gerçekleşmesi olası değildir. Düşüncelerimizi doğal gördüğümüz sürece gelişim için gerekli olan işleri yapmayız.
Düşünmedeki gerçek mükemmeliyet, izole edilmiş zihni becerilerin ürünü değildir. Bunu bilmeyen entelektüel erdemleri olmayan insanlar için kaçınılmaz problemler vardır. Bu kişiler çoğunlukla disipline olmamış zihin özelliklerini sergilerler. Bu durumda bilinçsiz bir şekilde neye inanmak istiyorsak ona, neye inanmak rahat ise ona, hangisi bizi aydınlığa çıkarırsa, hangisi bizim benmerkezci ilgilerimize hizmet ederse ona inanırız, mantıklı bir insan olarak faaliyette bulunmaktan aciziz.