Hakiki bir hikayeyi veya sürekliliği sürdüremediği, hakiki bir içsel dünyayı koruyamadığı için, uydurma insanların, hayaletlerin yer aldığı yalancı dünyalarda geçen ve yapay bir süreklilik içindeki gerçekdışı hikayelere sürükleniyor.
Kendini kurtarmak için çabalarken, sürekli ürettiği uydurmacalar ve yanılsamalarla kendini daha da batıran, gerçekdışı bir dünyanın içinde kaybolmuş bir adamın ıstırabını mı çekiyor?
"Asla durmuyor. Sürekli uzaklaşan bir şeyi yakalamaya çalışan bir yarışçıya benziyor" diyorlardı. Gerçekten de hafızasında, varoluşunda ve anlamdaki boşluk bir türlü kapanmadığından, koşmayı bir türlü bırakmıyor. Her geçen saniye boşluğu "yamaması", köprüler kurması gerekiyor.
"Evet, tabii ki bu benim" diyor. "Ama artık o zarif kızla kendimi bağdaştıramıyorum! O gitti, onu hatırlayamıyorum, hatta hayalimde bile canlandıramıyorum. Sanki ta içimden bir şeyi çekip almışlar gibi.."