Benlik kendine gitgide daha fazla yabancılaşıp sonunda bağımsız varlığını tamamen kaybederken, kendini gitgide hastalıkla özdeşleştirir ve sonunda hastalığın bir ürünü olup çıkar.
Sanki artık ne kendi söylediklerinin ne de başkalarının söylediklerinin bir önemi ve yaptıklarının hiçbir anlamı yokmuş gibi; sanki artık aslında hiçbir şeyin önemi kalmamış gibi.
Anıları bir bütünlük teşkil etmiyordu, duygudan yoksundu ve kendisiyle ilişki içinde değildi. Sanki bellek çekirdeği veya bankası gibi daha ziyade fizyolojik bir olguydu anıları. Yaşayan bir kişinin benliğinin parçası değillerdi.
Geçmişlerinde donup kalmış böyle hastalar, kendilerini yalnızca geçmişte rahat ve çevreye aşina hissederler. Onlar için zaman durmuştur artık. Stephen R.'nin buraya döndüğünde kafa karışıklığı içinde, korkuya kapılarak, artık var olmayan geçmişi için çığlık attığını duyuyorum.