Şuradaki hendekte bulunan suyun her damlası, bir krallıkta yaşayan insanlardan daha kalabalık bir nüfusa mesken olan bir küredir. Bilim zaman içinde bu büyük tasarımın her yanında yeni hayat formlarına ışık tutacaktır. Hayat her daim her yana yayılan bir prensiptir, hatta ölmüş ve çürümeye başlamış gibi görünen şeyler bile sadece yeni bir yaşama sebep olurlar ve maddenin yeni biçimlerine dönüşürler.
Dafne: Fakat kim Sevgiden uzaktır ki?
Tirsi: Ondan korkan ve kaçan.
Dafne: Kanatları olandan kaçmanın ne faydası var?
Tirsi: İnsan büyüdükçe, sevginin kanatları ona küçük gelir.
Aminta
İşte dünya bir kez daha güzelleşmişti, ama bu sakin ve kıpırtısız bir güzellikti. Hiçbir esinti ağacınızı kıpırdatamıyordu artık ve bunun gibi, hiçbir şüphe ruhumu sarsamıyordu.
Yeryüzünün küçük tutkularından ve kasvetli musibetlerinden geçen iki yol vardır ve her ikisi de cennete çıkarken insanı cehennemden uzağa götürür. Biri sanat diğeri bilimdir. Ancak sanat bilimden daha tanrısaldır çünkü bilim keşfeder, sanat ise yaratır. Yıldızları kataloglayan gökbilimci, kainata tek bir atom bile ekleyemez. Şair ise atomdan bir evren yaratabilir. Kimyager ilaçlarıyla insan bedeninin hastalıklarını iyileştirebilir, ressam ya da heykeltraş ise formları, hiçbir hastalığın yok edemeyeceği ve geçen yılların zarar veremeyeceği ilahi ve ebedi bir gençliğe kavuşturur.
Gözlerimi yumunca görürüm her şeyi en iyi,
Gün boyu gördüklerim ise değersizdir,
Çünkü rüyamda görür gözlerim sadece seni,
Işır karanlıkta gözlerim, karanlık artık mecalsizdir.
Shakespeare