Yolculuk ne kadar zorluysa keyifleri o kadar büyük olur.
Bırakmak ne kadar kolaysa ısrarcı olmaktan duydukları tatmin o kadar fazladır.
Başarılı olamasalar bile buna bağlı kalmaktan duydukları gurur o kadar büyük olur.
Gelişim zihniyeti motive edicidir, eylem için yakıt görevi görebilir. Gelişim zihniyetine sahip olduğunuzda hatalar eskisi kadar önemli görünmez, artık onlar sadece işe yaramayan pek çok stratejiden biridir. Deneme yanılma, mükemmelliği hedeflemekten daha önemlidir.
En iyisi ile tatmin olanlar bazen arayışlarında altın külçeleri bulabilirler ama onları buldukları an itibarıyla çoktan tükenmişlerdir. Buldukları şeyden haz bile alamazlar çünkü enerjileri çekilmiştir.
Seçimiyle yetinenler mükemmellik ihtiyacıyla hareket etmezler ve bundan dolayı hayatları daha rahattır. Yaşamda karar vermelerine yarayacak tek bir kurala göre davranırlar. Ve bu kuralın temel ilkesi şudur; yeterince iyi.
Dünyadaki hiçbir yaratıcı güç ve ruh, sinir sisteminin olanakları içindeki hiçbir telafi veya yer değiştirme mekanizması, onun beden algısının yokluğunu geri getiremez. Altıncı duyumuz olan bu duyu olmadan da bir beden sahipsiz ve gerçekdışı olarak kalır.
Zavallı Christina, 1985 yılında bu durumla karşılaştı. Sekiz sene öncesine kadar da aynı durumdaydı ve bu hayatının sonuna kadar devam etti. Hayatı hiç bilinmedik ve beklenmedik bir hayattı. Bildiğim kadarıyla, türünün ilk örneği, 'bedenini yitiren' ilk insandır.