Köy uyuyordu, uyurken kimseden zarar gelmezdi ama uyanıkken insanların şeytandan bir farkı yoktu. Nedense herkes birbirinin açığını arardı, hep tanıdıkları insanları konuşurlardı. Hele küçük yerde dost gibi görünenlerin bile arkandan söylemediği laf kalmazdı.
Olay sonrası denize ilk kez çıkıp demirini attıktan, ağını serdikten sonra ayağa kalkıp, ellerini gökyüzüne açarak yüksek sesle "Sağol Allah'ım!" dedi "Çok sağol. İşlerine akıl sır ermez senin. Sağol."
Mustafa, babasının ellerini hatırlardı hep. Kocaman, biçimsiz, sert, hışır hışır, neredeyse insanlıktan çıkmış ellerdi bunlar. Babasının elini tuttuğunda bir ağaca dokunmuş gibi gelirdi ona. Şimdi kendi elleri de babasınınkiler gibi olmuştu.