O beklemeyi ahmaklık sayıp müdahale ve mücadele edenlerdendi. İnsanın kaderini değiştirecek güce sahip olduğunu sananlardan, hayatını bilinmez bir gücün esaretinden kurtarıp kendi tahakkümü altına almaya çalışanlardan … Akılsızlardan …
Muhtemelen kendine yenilmekten korkuyordu. Kazanma hırsını ve gurur mikrobunu kapmıştı bir kere, iflah olmuyordu. Böyle kendi kendini deştiği savaşlardan galip çıkmanın da mümkün olduğunu sanıyordu üstelik, ne garip. Bu kavganın bi kazananı olamayacağını, çünkü savaşların zaten herkesin çoktan kaybettiği bir yerden başladığını, bütün bu sefil kavgaların sadece kaybedenler arasında yapıldığını bilmiyordu.
Geride kalanlar, sadece kendilerinden vazgeçildiğini düşünmektense, gidenin koca bir hayata tümden boş verdiğine inanmayı yeğlerlerdi. Geride kalmak, özlenenin ayağına takılmayı bekleyen yapayalnız bir taştı.