• NE TÜRK’ün Gücünü Göreceksiniz Derken Şaka Yapıyorduk...
    Nede EZAN DİNMEZ BAYRAK İNMEZ ŞEHİTLER ÖLMEZ DERKEN...
    Biz yağmurun altında Henüz 7 yaşında VARLIĞIMIZI TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN ETTİK....
  • Sen vatan kahramanı, demokrasi şehidi
    Yine bir tarih yazdın dünya bunun şahidi
    Bir mucize yarattın 15 Temmuz gecesi
    Can verdin vatan için yoktu bunun ötesi

    O nasıl bir yürek ki, binlerce tanka bedel
    Ölüm bile vız geldi, utandı senden ecel
    Seninle gurur duydu Boğaziçi Köprüsü
    Yeniden dile geldi Çanakkale türküsü

    Seninle nöbette bak bu ülkenin tamamı
    İşte böyle kutlanır demokrasi bayramı
    Şimdi daha şanlı bak ay yıldızlı bayrağın
    Ey şehit oğlu şehit önderisin her çağın

    Yıldızları yağdırsak azdır senin üstüne
    Bak adını nakşettik gönlümüzün büstüne
    Şehitler asla ölmez ölümsüz her biriniz
    Bil ki mahşere kadar kalbimizde yeriniz.
  • Vatanımız için canını veren 249 şehidimizi ve yüzlerce gazimiz hep yüreklerimizde olacak. Şehitler Ölmez vatan bölünmez.
  • Nasıl anlatsam..
    Bir bilsen Halil, beraber şehit düştüğün 249, 15 Temmuz kahramanları ile birlikte memleketin iftiharı olduğunuzu.. Adının caddelere, okullara velhasıl her yere nakşedildiğini, adına dünyanın en uzak ülkelerinde yetimhaneler açıldığını.. Ülkenin kahramanı olarak Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ların “Şehidimiz Halil Kantarcı” diyerek övündüklerini; sen iyi bilirsin, şehitler ölmez ama naşının evinin önüne cenaze arabasıyla getirildiğinde annenin ve akrabalarının nasıl gözyaşlarına boğulduğunu, Fatih Camii’ne getirildiğinizde onbinlerce müslümanın namazınızı tekbirler eşliğinde kıldığını, yüzlerce gönüldaşın posterlerini
    Şehid Halil Kantarcı taşıdığını, ‘Halil Kantarcı ölümsüzdür’ sloganlarıyla yeri göğü inlettiğini, tabutun etrafında akıncı kardeşlerinin tek damla gözyaşı dökmeden mertçe-yiğitçe nöbet tuttuğunu, senle beraber çok sayıda şehit tabutu olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Emperyalist uşağı terörist darbecileri lanetlediği, şehitlerin intikamının mutlaka alınacağını, kanlarının yerde kalmayacağını, İslâm bayrağının yere düşmeyeceğini, şehitlerimizin yolumuzu aydınlattığını” ifade ettiği konuşmasını senin tabutunun önünde yaptığını..
    Nasıl anlatsam..
    Oğullarının sen gittikten sonra yetim kalmadıklarını, senden sonra binler-on binlerin onların manevî babaları olduklarını, şehadetinden birkaç ay sonra oğullarının sünnetinin yapıldığını, sünnet törenine Bakanların, Valilerin, parti temsilcilerinin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızları ve oğullarının dahi iştirak ederek onları yalnız bırakmadıklarını...
    Eşinin ve çocuklarının şehit ailesi olarak onurla dolaştıklarını, istedikleri okulda okuyabileceklerini, arzu ettiği her yerde çalışabileceğini, istediği evde oturabileceğini, ama yüreklerinde hep derinden bir sızı olacağını, babalarını fotoğraf albümlerindeki resimlerinden hatırlayacaklarını ve o masum gülüşünü ebediyen unutmayacaklarını...
    Nasıl anlatsam..
    Bir kelebek ömrü kadar kısa hayatını tamamen Allah yoluna adadığını, dava adamlığının ne anlama geldiğini yaşayarak gösterdiğini, sen, Hasan, Sancar, 15 Temmuz Şehitleri ve Allah için toprağa düşmüş nice kahramanların bu âlemi terk ettikten sonra, dünyanın zifirî karanlık bir zindan hâline geldiğini, neş’esinin gidip kederinin kaldığını... Ne kadar acı olursa olsun geride kalanların isimlerinizi mitralyöz ateşleri altında anacağını, zafer sloganları ile yeri-göğü inleteceğini, bayrağı yükseğe, en yükseğe dikeceklerini ve gökten bir “el”in yaşlı gözleri sileceğini ve “Zafer Mutlak inananlarındır” gerçeğini gözleriyle göreceklerini..
    Nasıl anlatsam Halil’im..
    Haksız yere dokuz yıl hapis yattıktan sonra Müslüman memleketlerde zor duruma düşmüş din kardeşlerimize hizmetler götürdüğünü nasıl anlatsam..
  • Bu ülkede artık neye üzüleceğimizi şaştık.

    Her yeni haber eski haberin acısını örter oldu ne yazık ki. Acımızı paylaşmak bazen ayıp oldu , yeri geldi prim yapıyor olduk. Bu gibi konulara duyarlı olan kesim bile artık sıradan bakar oldu vahşetlere.


    Kuşun kafese konmasına gönlümüz razı değilken küçücük bedenleri toprağa verdik.Gündelik hayatta bir lokma yemek, çamursuz su bulmak için yaşam mücadelesi veren köpeğe tecavüz edilmesi ve buna karşılık olarak sınırları içinde yaşadığımız Türkiye’de, sadece 546 liralık idarî para cezası verilmesi karşısında toplumun, özellikle muhalif kesimlerin tavrı nedir, bir tavrı var mıdır ya da?


    Mide kaldıran vahşi katliamlar gördük ve bu katliamlar pedofili hastalığı adı altında hafifletilmeye çalışılsada içimizde acı feryatlar koptu ."Bedeni ve ruhu örselenmiş bir çocuğun geleceği de yaralıdır" 2014 yılında Türkiye’de bin 377’si erkek, 9 bin 718’i kız çocuğu olmak üzere toplam 11 bin 95 çocuk cinsel suçlara maruz kaldı. Tertemiz küçük bedenlerine kirlenmiş duygusu yaşattılar.


    Şehitler verdik , kanayan yaramız kapanmadı hâlâ. Terör olaylarının başladığı 1994 yılından günümüze kadar 6 bin 105 askerimiz, 805 polisimiz, bin 440 güvenlik korucumuz olmak üzere toplam 8 bin 350 şehidimiz için "Şehitler ölmez Vatan bölünmez dedik "

    Kadınlarımız öldü . Dünya nüfusunun yarısını oluşturan ve hepsini doğuran kadınlarımız
    "yemeğe salça koydu / koymadı"
    "telefon şifresini vermedi "
    "erkekligime laf etti "
    Gibi saçma sapan bahanelerle 2010'dan günümüze tamı tamına 1915 kadın öldürüldü.
    En az 237 cinayet, kadınların güvenlik endişesiyle resmi bir başvuruda bulunduğu halde işlendi.

    Lütfen herkes kendi cümleleriyle baş kaldırsın . Çünkü henüz düşünmek yasaklanmadı.
    Düşün , haykır , yanlışın karşısında dur , korkma !!!
    Ben bir kelimenin çok şey değiştirebileceğine inanıyorum , sende inan 🌙🌹
  • Şehitler ölmez evet... sor bakalım annesi , babası , kardeşi , eşi , çocuğu yaşıyor mu ?
  • Gözün aydın, Fatma kardeşim. Duaların kabul oldu, dedi. Rabbim seni huzuruna en güzel halinle kabul edecek. Günahların affoldu.

    Ve işte kazanan da sen oldun. Şimdi birlikte bir yolculuğa çıkacağız.

    - Yani ben öldüm mü?
    - Hayır ölmedin. Çünkü Şehitler Ölmez. Onlar yalnızca mekan değiştirir, öbür dünyaya zahmetsiz bir geçiş yaparlar. Asla da ölüm acısını tatmazlar.
    - Ama ben şehit değilim ki...
    - Sen de manevi şehitsin.

    Ümmetin fesada gittiği ahir zamanda, Allah'ın emirlerine uygun yaşayıp insanlara ışık ve rehber olanlar manevi şehit olurlar...

    Kabir ve Haşir sorgusundan kurtuldun, günahların temizlendi. Seni cennette bekleyen eşine koşacaksın.