düşünce değil böyle yerlerde yoğunlaşan, insanın bütün zihin birikiminin boşluğu öylesine saldırıyor ki, kaçacak bir yer bulamıyorsun, ezilip kalıyorsun.
aslında kimse gerçek düşüncelerini yaşamıyor, içinde bulunduğu bir hali sürdürmek ya da o halden kaçmak, çekip gitmek için can atıyor, ama başkalarıyla olunca istediği şeyleri öyle kolay kolay yapamayacağını görüyor. işte düpedüz bir sıkıntı sebebi.
birbirimize nasıl bakacağımızı bilmediğimiz için. hiçbirimiz basit, yalınkat görmüyoruz kendimizi de, başkalarını da. kendimizde ve onlarda olmayan nitelikleri yakıştırarak bakıyoruz.
cilaydı bunlar. derinlerde bulunan özü büsbütün değiştirmese de gizliyordu ya, bu bile güven veriyordu. zaten doğar doğmaz bu cilayla, verniklerle karşılaşanlar, onların altındakini bilmiyordu, nerden bilsinler? onlar için kurulu düzen buydu. cilanın altı ilgilendirmiyordu onları.