• Kadınların gözleri yarattıkça parlar, sözleri seker, yüzleri hayatla kıpkırmızı kesilir, saçları bile daima ışıl ışıl görünür. Fikirlerle heyecanlanır, olasılıklarla uyarılır, hakiki düşünceyle ateşlenirler ve bu aşamada tıpkı büyük nehir gibi, kendi benzersiz yaratıcı yollarında dışarıya doğru sürekli akmak üzere hareket ederler. Kadınların kendilerini doymuş ve tatminkar hissetmeleri ancak bu sayede mümkündür.”
  • ÖLMEDEN ÖNCE OKUNMASI GEREKENLER
    Kitap Listesi:
    *Gılgamış Destanı*
    *Binbir Gece Masalları
    *HOMEROS
    İlyada Destanı
    Odysseia Destanı

    *DANTE
    İlahi Komedya*

    *TOLSTOY
    *Savaş ve Barış (Lev N. Tolstoy)*
    Anna Karenina
    İnsan Ne ile Yaşar**
    Hacı Murat
    Diriliş
    Kazaklar
    İvan İlyiç'in Ölümü

    *Fyodor Dostoyevski
    Suç ve ceza**
    Karamazov Kardeşler
    İnsancıklar
    Yeraltından Notlar
    Ezilenler
    Beyaz Geceler
    Ölü Evinden Anılar

    *JACK LONDON
    Martin Eden
    Vahşetin Çağrısı
    Beyaz Diş
    Demir Ökçe: Distopya-ütopya
    Deniz Kurdu

    *STENDHAL
    Kırmızı ve Siyah
    Parma Manastırı

    *BORGES
    Kum Kitabı
    Sonsuz Gül

    *CHARLES DİCKENS
    İki Şehrin Hikayesi
    Oliver Twist
    Büyük Umutlar
    *GORKİ
    Ana
    *BALZAC
    Vadideki Zambak
    Goriot Baba
    Eugénie Grandet

    *MİLAN KUNDERA
    Varolamanın Dayanılmaz Hafifliği
    Gülüşün ve Unutuşun Kitabı

    *NİKOS KAZANCAKİS
    Zorba-
    Günaha son çağrı

    *VASCONCELOS
    1-Şeker Portakalı
    2-Güneşi Uyandıralım

    Yerdeniz Üçlemesi (Ursula K.Guin)
    *ALEXANDRE DUMAS
    Monte Kristo Kontu
    Üç Silahşörler

    *VİCTOR HUGO
    Notre Dame'ın Kamburu
    Sefiller
    *GOGOL
    Ölü Canlar
    Bir Delinin Hatıra Defteri

    *THOMAS HARDY
    Kaybolan Masumiyet

    *GEORGE ORWELL
    Hayvan Çiftliği
    1984

    *ALDOUS HUXLEY
    Cesur Yeni Dünya

    *EMİLE ZOLA
    Germinal
    Nana-Meyhane

    *PUŞKİN
    Maça Kızı
    Yüzbaşının Kızı

    Madam Bovary -*Gustave Flaubert
    *KAFKA
    Dönüşüm-Dava-Şato

    *ZWEİG
    **Satranç (Stefan Zweig)
    Olağanüstü Bir Gece

    *VİRGİNİA WOOLF
    Deniz Feneri
    Dalgalar

    Jane Eyre (Charlotte Bonte)

    *JANE AUSTEN
    Aşk ve Gurur
    Akıl ve Tutku

    *SHAKESPEARE
    Hamlet
    Macbeth
    Romeo ve Juliet
    Othello
    Venedik Taciri

    *WELLS
    Zaman Makinesi
    Görünmez Adam
    Dünyaların Savaşı

    *MARCEL PROUST
    Kayıp Zamanın İzinde
    Sodom ve Gomorra

    *ÇEHOV
    Martı
    Vişne Bahçesi (Anton Çehov):Tiyatro

    *JULES VERNE
    80 Günde Devri Alem
    Denizin Altında 20bin Fersah
    Aya Yolculuk

    *GOETHE
    Faust (*)
    Genç Werther'in Acıları (J. W. Goethe)

    Kayboluş - Georges Perec

    *New York Üçlemesi – Paul Auster
    Ay Sarayı - Paul Auster
    Babalar ve Oğullar (İvan Turgenyev)

    *Tom Sawyer'ın Maceraları (Mark Twain):Çocuk edebiyatı
    Görünmez Kentler-İtalo Calvino

    Güvercin - Patrick Süskind
    **Koku -P.S.

    *Gün Olur Asra Bedel- Cengiz Aytmatov
    ****
    *Dede Korkut Kitabı
    *Mesnevi -Mevlana

    Divan -Yunus Emre
    *Seyahatname - Evliya Çelebi

    *Tutunamayanlar (Oğuz Atay)

    *Yusuf Atılgan
    Aylak Adam
    Anayurt Oteli

    *Saatleri Ayarlama Enstütüsü (Ahmet H. Tanpınar)
    Mahur Beste - Huzur - A.H.Tanpınar

    Mai ve Siyah (Halid Ziya Uşaklıgil)

    *Kuyucaklı Yusuf (Sabahattin Ali)
    **Kürk Mantolu Madonna -Sabahattin Ali
    Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Peyami Safa)

    *Sinekli Bakkal (Halide edip Adıvar)
    Ateşten Gömlek –

    Çalıkuşu (Reşat Nuri Güntekin)
    Yaprak Dökümü
    Dudaktan Kalbe

    Bereketli Topraklar Üzerinde (Orhan Kemal)
    Gurbet Kuşları -
    **72. Koğuş-Orhan Kemal

    *Yaban - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
    Kiralık Konak -

    **İnce Memed -Yaşar Kemal
    Yer Demir Gök Bakır - Yaşar Kemal

    Devlet Ana - Kemal Tahir
    Esir Şehrin İnsanları - Kemal Tahir

    Alemdağ'da Var Bir Yılan - Sait Faik Abasıyanık
    Ben sana Mecburum -Atilla İlhan
    Zübük-Aziz Nesin
    Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz- Aziz Nesin
    *****
    *Yüzüklerin Efendisi -Tolkien
    *Osmancık
    *Leyleklerin Uçuşu
    *Dijital Kale
    *Uçurtma Avcısı
    *Gazap Üzümleri
    *Gediksavaşları Efsanesi

    BİYOGRAFİ
    *Marco Polo -Laurence Bergreen
    *Tolkien- Humphrey Carpenter
    *Mozart- Maynard Solomon
    *Siyah Rus -Vladimir Alexandrov
    *Kubilay Han- Morris Rossabi
    *Bismarck -Jonathan Steinberg
    *Nietzsche -Julian Young
    *Benjamin Franklin - Walter Isaacson
    *Thomas Hobbes- Aloysius Patrick Martinich
    *Afrikalı Leo- Natalie Zemon Davis
    *Budha- Hajime Nakamura
    *Hammurabi -Marc Van De Mieroop
  • Özlüyorum lan eski arkadaşlıkları; erik çalıpta üstüne birbirimizden de erik çaldığımız günleri,
    Patlayan topu arabanın altına atıpta adama bize yeni top aldırmasını,
    Maç sonu çeşme sırasına giripte birbirimize su atmayı,
    Beraber Salça ekmek yediğimiz günleri,
    Sınavda kopya vermeyeni dışlamayı, trip atmayı özledim, 7 kişilik grubumuzdan her gün birinin bize meybuz ısmarlamasini özledim,
    Bisikletlerle arkadaşımızın babasının iş dönüşü eve giderken motorcular gibi önünde pati çekmeyi özledim,
    Okulda birinin bana laf atıp da grubun o çocuğu benden habersiz dövmesini ve bana caktirmamasini özledim,
    Pikniğe gidecez diye evden nohut pilav ekmek biber ne varsa almayı özledim
    Özledim işte ya bayramlarda torpil patlatmayı, şeker toplamayı, ve en çokta maçda birbirimize küfür etsek dahi maç sonu büyük abilerimizden öğrendiğimiz gibi sarılıp tebrik etmeyi özledim.. şöyle bitireyim bütün p..likler bizdeydi ama en çokta biz severdik birbirimizi
    -a.K
  • Değerli Arkadaşlar
    MEB Biyoloji 10 (Yazar: Ahmet Bağatır ve ark. ) kitabında saptamış olduğum hataları aşağıda paylaşıyorum. Henüz incelemeyi tamamlamış değilim. Hataları saptadıkça listeye ekleyeceğim.

    Sayfa 19: "Embriyonal gelişim sürecindeki hücrelerin döngüsü çok hızlı gerçekleşmekte olup bu süre yaklaşık 30 dakikadır" denilmiş. Böyle bir genellemenin yapılması mümkün değildir. Hücre döngüsünün süresi hayvan hücrelerinde yaklaşık olarak 18-24, bitki hücrelerinde 10-30 saat olarak verilmektedir. Hücre döngüsündeki G1 ve G2 safhaları pas geçse bile bulunması zorunlu olan S evresi yaklaşık olarak 8-9 saat sürmektedir. Döllenmiş olan insan yumurtasının yani zigotun bölünerek 16 hücreli evreye gelmesi yaklaşık 4 gün yani 96 saat sürmektedir. Kurbağalar gibi bazı hayvanların oldukça iri olup depolanmış bol miktarda madde içeren hücrelerin ilk 12 kez bölünmesinin çok hızlı olabilmesi, embriyonik hücrelerin hepsinin 30 dakikada bölündüğü anlamına gelmez. Kesinlikle okuyucuyu yanılgıya götürür.

    Sayfa 26: Grafik 1.2’de Hücre döngüsünde kromozom sayısı değişimi verilmiş ve grafikte kromozom sayısının anafazın sonunda iki katına çıktığı görülüyor. Bu gösterim hatalıdır. Metafaz evresindeki metafaz kromozomunu oluşturan iki kromatid birbirinden ayrılınca her bir kromatid kromozom olarak kabul edilir ve anafaz evresinin başlangıcında kromozom sayısı iki katına çıkar.
    Görseller 1.5, 1.6, 1.10, 1.11, 1.12’de hata vardır. Çekirdekçiğin gösterilme şekli hatalıdır. Zira hücredeki çekirdekçik kromozomlardan bağımsız bir yapı değildir. Bu şekilde gösterim bilimsel olarak doğru değildir.

    Sayfa 38: “Tek hücrelilerde mitoz görülürken hücresel farklılaşma görülmez” denilmiş. Bu genelleme doğru değildir. Koloniyal yaşam süren bazı protistlerde belirli işlevleri yerine getirmek için hücreler özelleşebilir (Bkz. Hickman et al., 2016: Zooloji Entegre Prensipler, s.218 ve 238).

    Sayfa 63: “Grafik 1.4: Diploit bir hücre için mayozda kromozom sayısı değişimi” hatalıdır. Anafaz II deki kromozom sayısı gösterimi hatalıdır.

    Sayfa 65: Tablo: 1.2. Mitoz ve Mayoz Karşılaştırma Tablosunda mayoz için “Çok hücreli canlıların üreme ana hücrelerinde ve bazı canlıların spor üretiminde görülür” denilmiş. Bu ifade yanlış algılamalara yol açar. Zira bir hücrelilerde de mayoz bölünme görülebilir.
    Yine bu tabloda mitoz için “Tetrat, sinapsis ve krossing over oluşumu görülmez” denilmiş.. Mitoz sırasında bazen krossing over olayının gerçekleştiği 1936 yılında Curt Stern tarafından meyve sineklerinde gösterilmiştir (Bkz. Brooker, R.J., 1999: Genetics Analysis and Principles s.111-112)

    Sayfa 68: Tablo 1.3 Eşeyli ve Eşeysiz Üreme Karşılaştırma Tablosunda eşeyli üremede iki ata vardır denilmiş. Bu ifade her zaman doğru değildir. Hermafrodit olan binlerce tür, tek ebeveynin ürettiği sperm ve yumurtalar sayesinde eşeyli üreyebilmektedir.

    Sayfa 81: “Bezelyede çiçek renginin beyaz ya da mor olmasından sorumlu gen buna örnek olarak verilebilir. Genler, harflerle sembolize edilir ve hücre bölünmesi sırasında kromozomlarla yeni hücrelere taşınır” denilmiş. Olay yanlış ifade edilmiştir. Çiçeğin mor veya beyaz olmasından sorumlu olan, bir genin iki farklı alelidir. Harflerle sembolize edilenler ise genin farklı alelleridir.

    Sayfa 86: “Homozigot genotipli (AA) bireyde A geninin gametlere taşınma olasılığı %100 iken heterozigot genotipli (Aa ) bireyde A ve a geninin gametlere taşınma olasılığı %50 A , %50 a ’dır” denilmiş. Burada gametlere taşınan A aleli veya a alelidir. Gen ve alel terimleri yanlış kullanılmıştır.

    Sayfa 86: “Bir ya da daha fazla karakter bakımından bağımsız genlere sahip homozigot genotipli bireyler mayozla tek çeşit gamet oluşturur” denilmiş. Genler bağlı olsa farklı çeşitte gamet mi üretilecek? Homozigot birey ilgili karaktere ilişkin tek çeşit gamet üretecektir. Bağımsız genler denmesi gereksiz olup kafa karışıklığına neden olur.

    Sayfa 87: “Aa genotipli bireylerin oluşturacağı gametler iki çeşittir (n=1)” denilmiş. Kitapta ayrıca n=2, n=3 gösterimleri yapılmış. Ancak buradaki “n” harfinin neye karşılık geldiği belirtilmemiştir. Kullanınan “n” harfinin heterozigot geneotip sayısını ifade ettiği belirtilmek zorundadır.

    Sayfa 91: “Karakterlerle ilgili iki bireyin gametlerinin birleşmesine çaprazlama adı verilir” denilmiş. Düzgün ifade edilmemiş. Karakterle ilgili birey ne demektir? Bir karakter göz öününe alınarak iki bireyden gelen sperm ve yumurtanın birleştirilme işlemine çaprazlama adı verilir.

    Sayfa 96. “Gövde uzunluğu ve çiçek rengi karakterleri farklı kromozomlardadır” denilmiş. Yanlış ifade edilmiştir. Gövde uzunluğunu ve çiçek rengini kontrol eden genler farklı kromoozmlarda yer almaktadır denmesi gerekir.

    Sayfa 101: “Görsel 2.19: Soyağacının sembollerle gösterimi” diyagramında çocuklar kelimesi 1.kuşakta iki kez yazılmış. Bunlardan birisi 2.kuşaktaki çocuklara kaydırılması gerekir.

    Sayfa 104-105: Kan grupları anlatılırken AB0 şeklinde değil ABO şeklinde gösterilmelidir. Sıfır yerine O harfi kullanılmalıdır.

    Sayfa 106: “Görsel 2.22: Heterozigot Rh kan gruplarının çaprazlanması” kısmında gametler daire içine alınmalıdır. Bu gösterim şekli uygun değil. Genotipler, gametler, oranlar birbirine karışıyor. Ayrıca kitap genelinde soru çözümlerinde gametlerin gösterimi, daire içine almak suretiyle düzeltilmelidir. Bu şekilde gösterimler uygun değil.

    Sayfa 107: “Hamileliğin son dönemlerinde plasentanın geçirgenliğinin artması nedeniyle Rh antijenleri embriyodan annenin kanına geçebilir”denilmiş. Bu ifade doğru değildir ve şu anlama gelmektedir: Rh antijenleri eritrositlerin zarında yer aldığına göre hemileliğin sonunda plasentanın geçirgenliği artıyor ve bebğin kanı anneye dolayısyla annenin kanı da bebeğe geçiyor. Böyle bir şey, gebelikte plasenta ayrılması veya yırtılması gibi bir anomali olmadığı sürece olmaz. Rh (-) kana sahip annenin kanına RH(+) kana sahip bebeğin kanının karışması doğum sırasında plasentanın anneden ayrılması sırasında gerçekleşmektedir.

    Sayfa 114: “Gonozomlar X ve Y kromozomu olarak iki çeşittir ve üzerinde eşeyi belirleyen genleri taşırlar” denilmiş. Bu ifade hatalıdır; çünkü insandaki X kromozomu eşeyi belirlemeyle ilgili herhangi bir gen taşımaz.

    Sayfa 115: Görsel 2.26’da retinitis pigmentosa hastalığına neden olan alelin X kromozomunun Y’ye homolog olmayan kısmında yer aldığı gösterilmiş. Metinde ise X ve Y kromozomlarının homolog bölgesinde yer alan genler içerisinde verilmiş. Hangisi doğru? Ayrıca hem otozomal dominant hem otozomal çekinik aleller ile kalıtılan formları bulunan bu hastalığın X bağlı genlerle kalıtıma örnek olarak verilmesi öğrencilerde kafa karışıklığı yaratmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Zira işlenen konu eşeye bağlı kalıtım konusudur ve otozomal kalıtımdan farklılığı öğrenciye kavratılmalıdır. Gonozomların homolog bölgesinde yer alan alellerin kontrol ettiği özellikler, otozomal kalıtıma birebir uyar. Verilen kalıtım örneği uygun değil.

    Sayfa 115: “X kromozomu üzerinde taşındığı için normal görme geni X R , kısmi renk körlüğü geni ise X r ile gösterilir” denilmiş. Bahsedilenler bir genin farklı alelleridir. Gen ve alel kavramı burda ve kitabın birçok yerinde hatalı kullanılmış.

    Sayfa 115: Eşeye bağlı kalıtım konusu anlatılırken X kromozomu üzerindeki genlerle kalıtılan hastalık örneği olarak renk körlüğü üzerinde durulmuş. Görsel 2.26’da X kromozomu üzerinde “kısmi renk körlüğü” ve “tam renk körlüğü” ifadeleri kullanılmıştır. Genetik kitapları incelendiğinde bu iki terimin bilim dünyasında yer almadığı, uydurma terimler olduğu anlaşılmaktadır. İnsanlarda renk körlüğünün üç tipinin olduğu bilinmektedir. Bunlar deutan tip, protan tip ve tritan tiptir. Renk körlüğünün deutan ve protan tipinden sorumlu iki ayrı gen, X kromozomu üzerinde yer alır ve eşeye bağlı kalıtım gösterirler. Tritan tip renk körlüğünden sorumlu gen ise otozomal 7. kromozom üzerinde yer alır ve otozomal kalıtım gösterir. Yazarların “tam renk körlüğüne” neden olduğunu söylediği genin ne olduğu anlaşılamamıştır. “Kısmi renk körlüğü, tam renk körlüğü” terimleri bilimsel olmadığı için kitap metninden çıkartılması gerekir. (Bkz. Snustad, D.P. & Simmons, M.J, 2012: Genetics. Strickberger, M. W., 1985: Genetics, p.302.)

    Sayfa 117: Görsel 2.29’da verilen soy ağacındaki 1 numaralı bireyin homozigot çekinik genotipte hemofili hastası olan bir bayan olduğu belirtilmiş. Bu bayanın yaptığı evlilikten iki tane hemofili erkek çocuk ve bir tane kız çocuk sahibi olduğu gösterilmiştir. Bunu yazanlara sormak lazım acaba homozigot çekinik genotipte hemofili bir bayanın doğum yaparak çocuk sahibi olduğuna ilişkin vaka var mıdır? Varsa ne kadar sıklıkla gerçekleşir ki örnek olarak kitaba koydunuz?

    Sayfa 122: “Akraba evliliklerinde kulak, göz, şeker ve orak hücre anemisi hastalığı; kan hastalıkları, zekâ geriliği gibi rahatsızlıklara sık rastlanmaktadır” denilmiş. İfade bozuk olup kulak hastalığından göz hastalığından ne kastedildiği belli değil.

    Sayfa 128: “Görsel 2.34: Bitki ve mantarda mutasyon örnekleri” denilmiş. Bu meyve örneklerinin, mutasyonla mı yoksa başka etkenler nedeniyle mi fenotiplerinde değişiklik oluştuğu nerden biliniyor?

    Sayfa 154: “Üreticilerin biyokütlesinin tamamı yenilemeyeceği için enerji kaybı söz konusu olur” denilmiş. Bu ifade hatalıdır. Örneğin insan bitkisel bir besinin tamamını yer ancak besinin yapısındaki selülozu sindiremez ve sindirim kanalından dışarıya atılır. Sindirdiği besinin tamamı da bünyesinde biyokütleye dönüşemez; çünkü bu süreçte ısı olarak enerji kaybı olur. İnsan homoitermal bir canlı olduğu için besindeki enerjinin bir kısmı ısı üretiminde kullanılır ve biyokütleye dönüştürülemez.

    Sayfa 159: “Su; güneş ışınlarının etkisiyle okyanuslar, göller, nehirler ve kara parçalarının yüzeyinden buharlaşarak atmosfere ulaşır” denilmiş. Bu ifade okuyucuda yanılgıya yol açar. Çünkü buharlaşma için güneş ışınlarına gerek yoktur. Buharlaşma geceleyin de olan güneş ışınlarından bağımsız olarak gerçekleşen fiziksel bir olaydır.

    Sayfa 173: “Nükleer santraller, röntgen ve tomografi cihazları, cep telefonu, televizyon, mikrodalga fırın, batarya radyoaktif kirliliğe neden olan etkenler arasında yer alır” denilmiş. Cep telefonu ve televizyonlarda radyo aktif madde mi var? Bu aletler radyoaktif kirliliğe nasıl neden oluyor?

    Sayfa 176: “Güneşten gelen kısa dalga boylu ışınlar yeryüzünü ısıtırken ısınma etkisiyle uzun dalga boylu ışınlar atmosfere yansır” denilmiş. Olay yanlış ifade edilmiştir. Gezegenimize çarpan güneş radyasyonunu çoğu uzaya geri yansıtılırken dünyaya yayılan kızılötesi ışınların çoğu, CO2, su buharı ve atmosferdeki diğer gazlar tarafından tutularak yeryüzüne doğru tekrardan yansıtılır.

    Sayfa 176: “CFC (kloroflorokarbon) gazlarının sprey ve soğutucularda kullanılması ozon tabakasının incelmesine yol açar” denilmiş. Olay yanlış ifade edilmiş. Doğru ifade deodorantlarda ve soğutucularda kullanılan CFC (kloroflorokarbon) gazlarının atmosfere verilmesi ozon tabakasının incelmesine yol açar şeklindedir.

    - Prof. Dr. Ertunç Gündüz
  • Yaşamını P.R.'a adayan bir insanın şeker bayramı, hafta sonu, sinemanın 19 seansı gibi önceden planlanmış lüksleri yoktur. Eğer eşi de benzer mesleklerden birine mensup (örneğin gazeteci) değilse P.R.'cının iyi bir aile bireyi olması, eşinin hoşgörü ve sabrına bağlıdır.
  • Belgeler hergün yağıyor. Örnek alalım: Senato Seçimlerinin başladığı 15 Mayıs 1966 günü çıkmış bir tek gazeteyi okuyalım.
    A -BİRİNCİ HAVADİS İŞÇİ SINIFI ÜZERİNE'DİR.- Gazete: "TİP'in 14 kanun teklifi açıklandı" diyor. Bunlardan yalnız 6 tânesini yazıyor: 1) Köylü topraklandırılsın, 2) Işsizlik sigortası yapılsın, 3) İlk Okullara parasız araç, gereç verilsin, 4) Tasarruf bonoları kaldırılsın, 5) TPAO İktisadi Devlet Teşekkülü olsun, 6) Yabancı sermaye sınırlarsın... TİP'e göre memleket bu kanunlarla kalkınacak.
    (Çok değil, bir hafta sonra, 22 Mayıs günü TİP Genel Başkanı, yarın Büyük Millet Meclisi toplanınca, 14 kanunun da toptan reddedileceğini, sağlam bir ses ve sarsılmaz bir güvençle Radyodan duyuracaktır.)
    Demek, İşçi sınıfımız açısından KALKINMA'ya Büyük Millet Meclisi karşıdır.
    Neden? Çünkü, Millet Meclisinde 50 koltuktan 49 u işveren sınıfımızın elindedir, denecek. Pekiy, İşveren sınıfımız bu konuda ne düşünüyor? 15 Mayıs günlü gazeteye bakalım.
    B. - İKİNCİ HAVADİS İŞVEREN SINIFIMIZ ÜZERİNEDİR. - Hükümetle Özel teşebbüsçülerimiz (Yâni: Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği), Şeker Şirketinde tatlı tatlı konuşuyorlar. Gazete, işverenlerimizin şöyle yakındıklarını özetliyor:
    1 ) "Türk müteşebbislerinin Yurt dışında kredi temini imkânlarının kolaylaştırılması, hiç olmazsa yurt içinde yabancı teşkilâtlara tanınan imkânlara eşit hâle getirilmesi." (Yâni: Türkiye'de Türkün parası Türk'e verilmiyor, Türk olmıyan Sermayeye kredi olarak sunuluyormuş!)
    2) "Merkezi dışarıda bulunan ticaret firmalarının yaptıkları ihracat, gelir vergisinden de muaf tutulmakta ve bu hâl her yıl 5 milyon dolar döviz kaybına sebep olmaktadır." (Yani: Türk olmıyan sermayeye, Türk'e verilmiyen imtiyazlar bağışlanıyormuş, Yüzmilyonlarca döviz açığımız bundanmış!)
    Demek Türkiyeyi içeride dışarıda sömüren Türk olmıyan sermayedir: Bunu T.İ.P. kadar İşveren sınıfımız da görüyor. Buna karşı ne tedbir kullanılıyor? DEVLETÇİLİK. Eski Devletçiliğimize yeni bir etiket takıldı: Plânlı Karma Ekonomi! Bunu bize, büyük müttefiklerimizin ünlü uzmanları tavsiye ettiler. Türk olmıyan uluslararası Sermaye, bizdeki büyük alacaklarını hesaplıca işletmek için, Türkiye'ye:Plânlı Karma ekonomiyi salık verdi. O günden beri: İşveren sınıfımız dışından ve teoride Devletçilik düşmanı göründüğü hâlde: İçinden ve pratikte domuzuna Devletçidir. Bir kaç ay içinde Türk olmıyan Şirket mümessilliğinden,Türkiye Devletinin mümessilliğine geçen Demirel: Plân ve Karma Ekonomicidir. T.İ.P.'in Programı da: "Karma Ekonomide yönetim ve denetimine emekçilerin de katıldığı emekten yana plânlı bir Devletçilik hakim kılınacak" diyor.
    "Herkesin maksûdu bir: (DEVLETÇİLİK), ammâ rivâyât muhtelif..." Devletçiliğjimizin kendisi bu işe ne diyor? Hep 15 Mayıs günlü gazeteden okuyalım.
    C. - ÜÇÜNCÜ HAVÂDİS DEVLETCİLİĞİMİZ ÜZERİNE'DİR. - Şeker Şirketi Kulisinden: "Başbakan Süleyman Demirel'in yerine Sanayi Bakanı Mehmet Turgut bir konuşma yaparak, toplantıyı açmıştır." Açar açmaz ne demiş? Baş sayfayı boydan boya kaplıyan başlık şu: "TURGUT: KALKINMA KOLAY BİR İŞ DEĞİLDİR" (Yâni: Devletçiliğimiz, Kalkınmayı yokuşa sürmüştür!) Türk olmıyan sermayenin arslan payından kendisine bir tilki paycağızı dilenen Türk Sermayecilerine Devletin verdiği karşılık acem kılıcı gibi ikiyüzlü keser.
    Birinci yüz : "Bayram değil, seyran değil" iken Devlet, Türk sermayesinin kulağına şu öpücüğü düşürüyor: "Korku ve heyecan dalgasının ideolojiler arasındaki çarpışmalardan ileri geldiğini." fısıldıyor. (Yâni: Aman, Türk sermayesi, sakın Türk olmıyan sermaye ağabeyine karşı sen de Brutuslük etme: "ideoloji" (yâni: "Komanizlik") eli kulağında bekliyor, ha!)
    Acem kılıcının ikinci yüzü: Devletçiliğimiz, Türk sermayesinin ağzına, en alaturka tağşişe (2) uğratılmış bir parmak bal çalıyor: "Milyonlarca orta ve küçük işletmeler Her biri bir büyük işletmenin, müessesenin, fabrikanın çekirdeği olacaktır." diyor.
    Başbakanlığın "Aylık İstatistik bülteni" 1965 yılının XI inci ayında 836 bin sigortalı işçi sayısına karşılık 68 bin işyeri saymış. "Milyonlarca işletme" hangisi? BesbeIli, oylarını toptan bezirgân Partilere ısmarlamış derdiment esnaf ve köylü ekonomicikleri... Bunların her yıl yüzbinlercesesi finans kapital'in tefeci - bezirgan ağlarına düşürülerek mülksüzleştirilirler. Bütün büyük şehirlerimizi "Fâtihin orduları gibi" kuşatan gecekondular: hep o "Milyonlarca orta ve küçük işletmeler"in yerüstü katakompları, canlı mezarlıklarıdır. Devletçiliğimiz bunlara: Korkmayın, uşak! demek istiyor... Bizde bu serbest rekabet ve sizde bu Devletçilik varken, evvel Allah, her biriniz. birer "Büyük işletme" olacaksınız. (Yâni: "Ölme eşeğim Ölme!" fıkrası.)