Adam durduğu yerden çam ağacına baktı. Çamın boyu uzun, yaş halkaları kalındı. Bulutlu gökyüzünün bir köşesi açmıştı ve oradan şelale gibi akan güneş huzmesi bu çamın iç tarafına girmeyi bir türlü beceremiyordu. Çamın etrafından dönüp, üzerindeki yosunları yalayıp, toprağa düştü huzmeler... Çam ağacının hem ışığı reddedip hem de gökyüzüne uzanmaya çalışmasında bir gariplik olduğunu hissetti adam. Yaşamın karanlık iradesini, yalın haliyle göklere ulaştırma görevini üstlendiğini düşündü.
Yanardağın bu durmak bilmez gülüşü, uzak ve hafif bir gürültüden ibaretti. Ancak Şunsuke için kendisine nadiren uğrayan duygular bu yanardağın kahkahasına saklanan mecazlar gibiydi.