Büyük şairler ölmezler; onlar süregiden varlıklardır; bizlerin arasında ete kemiğe bürünüp dolaşmak için fırsatları yoktur sadece. Bu fırsatı onlara vermek sizin elinizde.(Kadınlara ithafen) İnanıyorum ki, özgür yaşarsak ve düşündüğümüzü aynen yazacak cesarete sahip olursak; tutunabileceğimiz bir kol olmadığı gerçeğiyle yalnız başımıza yol aldığımızı, ilişkimizin gerçeklerin dünyasıyla olduğunu bilirsek, o zaman fırsat doğacak ve ölü şairler kaç kez çıkarıp bıraktığı bedene bürünecektir.
Erkeklerin edebiyatta asla başka bir sıfatta değil de sadece kadınların sevgilileri olarak temsil edildiğini varsayın; edebiyat nasıl da çekerdi bunun acısını! Edebiyat inanılmaz derecede yoksullaşırdı, tıpkı kadınların suratına kapatılan kapılar yüzünden edebiyatın ölçülemeyecek derecede yoksullaşması gibi.
Başyapıtlar tek başlarına ve başkasının yardımı olmadan doğmazlar; yıllar süren, insanlarla bir arada olmakla gelişen ortak düşüncenin sonucudurlar, böylece kitlenin deneyimleri tek bir seste birleşir.
Nasıl da düştük! Yanlış kurallar yüzünden,
Kafasız olmamız isteniyor, tasarlanan bu,
Ve birimiz sıyrılırsa ötekilerin arasından,
Daha canlı bir hayalgücüyle; bastırılır hırsımız,
Öyle güçlüdür ki karşı çıkanlar bize,
Korkumuzu bastıramaz umutlarımız.