Geçen her dakikayla birlikte, yeni, belirlenemez bir duygu sarıyordu bütün benliğini: Bu, çevresindeki her şeye, karşılaştığı herkese karşı duyduğu sonsuz bir tiksinmeydi; kinle dolu, bitmez tükenmez, neredeyse fiziksel bir tiksinme...
Hastalıklı durumlarda görülen düşlerin, belirginlik, açıklık, canlılık ve gerçeğe çok uygun oluş gibi özellikleri vardır. Bazen son derece korkunçtur tablo, ama ortam, tüm düşünce ve tasarım öylesine gerçeğe uygun, sanat yönünden tüm tablo ile uyuşan öylesine ince ve beklenmedik ayrıntılarla doludur ki, düşü gören kişinin -bir sanatçı bile olsa- uyanıkken böylesine bir tabloyu uydurabilmesi olanaksızdır.
Kitabın içindeki on altı hikâyeden Tanpınar'ın hikâyeciliğinin mahiyeti kolayca anlaşılıyor. Anlaşılması pek kolay olmayan bir üslubu, hikâyelerde sık sık yer verdiği betimlemeleriyle okuyucuyu hikâyenin içine dahil ediyor. Ancak bazı hikâyeleri okurken sıkıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Kitapta çok fazla anlamı herkes tarafından bilinmeyen kelime var. Bu yüzden okurken yanınızda sözlük bulundurmanızı tavsiye ederim.