bitirdikten sonra inceleme yazmak için kendime zaman vermem gereken kitap.
her bir kelimeyi, hissi; kalbimin çeşitli köşelerinde, var olduğunu bile bilmediğim noktalarda hissettim. çünkü firdevs de bir kadın. ve kadın olmak, dünyanın en uç köşesinde de olsanız; aynı.
ülkemizde her bir gün binlerce kadın, firdevs'in hikayesini paylaşıyor. bazıları "gerçek"le cevap verip firdevs'le aynı kaderi paylaşıyorken, bazıları suskun kalmak zorunda olduğu için yitip gidiyor. yitip giden her kadının sesi olmaya çalıştığımızda ise susturulmakla karşı karşıya kalıyoruz.
devam etmek çok tehlikeli. yazıp yazıp siliyorum bu satırları. aradan birkaç gün geçmesine rağmen hala tam olarak ne diyeceğimi bilemiyorum. biliyorum da, söyleyemiyorum gibi.
"ben bir insanı öldürdüğüm zaman, onu bıçakla değil, gerçekle öldürdüm. bu yüzden korkuyorlar; beni yok etmek için bu yüzden acele ediyorlar. bıçaktan korkmazlar. onları korkutan gerçeğimdir. bu korkutucu gerçek bana büyük bir güç veriyor. beni ölümden, yaşamdan, açlıktan, çıplaklıktan ya da yılgınlıktan koruyor. beni hükümdarlarla polisin zalimliğinden koruyan da bu korkutucu gerçektir.
yalan sözlerine, yalancı yüzlerine, yalancı gazetelerine rahatlıkla tükürebiliyorum."
yine de, hikayesini özgürlükle bitirebilmesi için firdevs'le aynı şeyleri yaşayan her bir kadının sesini duyuracağıma söz veriyorum. ellerimin uzanamadığı, gözlerimin göremediği, kulaklarımın duyamadığı her bir kadından ise çok özür diliyorum. sizlerin gözü, eli, kulağı olabilmek için çok çalışıyorum.
incelememi, anıtsayaç linki ile bitiriyorum.
anitsayac.com
"ben ne yaptığımı bilmiyorum. hiç kimseye ve hiçbir şeye, sizinki kadar kuvvetli bir inançla inanmıyorum. göze batmamak için bir tarafta durmayı seçtim yalnızca. kimse sen ne işe yararsın peki diye sormasın istedim. sorulardan hep nefret ettim. bana yönelen bakışlardan nefret ettim. bana yaklaşan adımlardan nefret ettim. yakınlıktan nefret ettim. uzaklıktan nefret ettim. şu koca dünyanın en tepesine çıksan ve oradan izlesen yerküreyi, inan mehmet, o mesafeden dahi hiç kimse için hiçbir şey ifade etmem. bana yakından da bir anlam veremezsin uzaktan da. manadan nefret ettim. bu bedenle ne yapacağımı bilmiyorum. bu gençlikle ne yapacağımı bilmiyorum. annemin kaban almam için gönderdiği parayla ne yapacağımı bilmiyorum. zihnimin içindeki gürültüyle ne yapacağımı bilmiyorum." demek yerine, tamam, dedi ferda karşısındakine.