Hayat başkalarına ait, daima öyleydi. Ben burada dikilmiş, izliyorum, başkalarının akıp giden hayatlarını izliyorum; hayat gerçek ve ulaşılmaz bir serap, akıp süzülerek başkalarının hayatlarını su gibi dolduran, gıdı gibi büyüten bir serap. Benimki bir kazadan ibaret. Ama artık Porfirios'un dediği türden bir kaza değil, neoskolastik anlamda mantıklı. Benim hayatım öngörülebilir, ihlalci bir kaza. Varlığımı ontolojik olarak tanımlamıyor ama onu baskın güçleri gibi işgal ediyor, işgal ettikçe güçleniyor ve beni yerime mıhlıyor. Kendi kendini haklı çıkararak beni yok ediyor.