Geri Bildirim
  • Ama bağlamlar, o kahrolası bağlantılar, ruhsal özgünlüğün sınır taşlarını örmekten başka pek bir işe yaramadılar.
    Sema Kaygusuz
    Sayfa 22 - Doğan Kitap 1.baskı/Eylül/2009
  • Meğer sağ kalmak yeni bir tutum devşirmekti hayattan.
    Sema Kaygusuz
    Sayfa 15 - Doğan Kitap 1.baskı/Eylül/2009
  • Dünyanın en iyi incelemesini yazmak isterdim, bu kitabı bir kişi daha okşasın diye. Ya da bu kitap bir insanı daha okşasın diye. En kabuklaşmış yerlerimizi tımarlıyor Suzan Defter. Ateşli, yakıcı anlamlarına geliyor suzan. Suzan Defter: Yakan defter. Ateş, paylaşmayı ve eşitliği sever; yanan bir şey varsa her şey yansın ister. Nasıl bir ağaçta başlayan ateş rüzgarla diğer ağaçlara da bulaşıp yangına dönüşürse protesto amacıyla kendini yakan rahiplerin dirayet ve iniltisizliğiyle tutuşan kahramanlarımızın ateşi de bize ulaşıyor. Yaşanmış her günde, yazılmış her cümlede dünyanın en değerli benzinini üstümüze dökmüş vaziyette bir kibrit çakıyoruz kendimize. Bir deryaya bırakıyor bizi yazar; suyun soğuk olacağını, girince bu soğuğa alışacağımızı düşünüyoruz oysa derya suzan çıkıyor, suzan da derya.

    Kitaba dramatik, ajite bir isim verilmek istense 'Derya'nın Feryadı" denebilirdi. Ama bu feryadı duyan kimse olmuyor çünkü duyurulmak istenmeyen bir feryat bu. Kaynağı da ağzı da aynı bu nehrin.

    İntizarın ve inkisarın romanı Suzan Defter. Hep kapalı kalan, hesaplaşması yapılmamış bir defter. Defterin yakıcılığı da zaten buradan geliyor. Açılamayan eski defterlerde müebbet yaşayan bir kadının hicranı anlatılıyor: Geçmişi evi olan bir kadının şimdi'de yaşadığı mültecilik hissi.

    Yirmi beş günü anlatan iki farklı insanın aynı günlerde tuttuğu iki günlükten oluşuyor kitap. Ancak yaşananlar o yirmi beş günün çok ötesinde; hem geçmişi hem geleceği barındırıyor içinde. 16 Kasım'da başlayıp 10 Aralık'ta bitiyor. Bu 10 Aralık, iki farklı insanın kendi hayatlarında bıraktıkları son aralık oluyor. Ellerine son kez aldıkları zardan ikisine de kemik düşüyor.

    Ayfer Tunç'un tuttuğu kalem Derya ve Ekmel Bey'i, o ikisinin de tuttuğu kalem de diğer insanları var ediyor. Tüm bu var oluşlara rağmen Suzan Defter bir yok oluş kitabı. Yok olanların, öğütülenlerin kitabı. Kitap 12 Eylül darbesi civarında doğsa da bu "yok olanlar, öğütülenler" tabirinde siyasi bir söylem hedeflenmedi. İster tank, ister top; insan kendi istemedikçe yok olmaz. İnsan kendi kendini öğütüyor. Ne insanlar tanıyoruz kitapta. Tür tür, farklı farklı. Hepsi kendince idealleri, ilkeleri olan insanlar. Kendi içinde pişmanlıkları, hesaplaşmaları olan iki avuç insan. Bu insanların içinde beni en çok etkileyense sadece yarım sayfa tutan Hürrem Abla oldu. Belki on sene sonra bu kitabı unuturum, belki elli sene sonra kendi adımı bile unuturum ama Hürrem Abla’yı ve onun ciğerini dağlayan nemrut kadını asla unutmam.

    Yılın geride kalan yüz yetmiş gününde okuduğum diğer otuz kitabı düşündüğümde Ayfer Tunç'tan okuduğum bu ilk kitap, hissettirdikleriyle beni en çok etkileyen kitap oldu ve Ayfer Tunç ismini Füruzan'ın, Sema Kaygusuz'un, Nezihe Meriç'in yanına yazdırdı.
  • Asırlık bir uzaklık vardı aramızda. Yeryüzünün aynı köşesinde farklı zamanlarda duruyorduk ikimiz.
    Sema Kaygusuz
    Sayfa 12 - Doğan Kitap 1.baskı/ Eylül/ 2009
  • Ünlü yazarlara göre ömrümüze ömür katan kitaplar
    Ahmet Ümit
    – Cebelavi Sokağı’nın Çocukları - Necip Mahfuz
    – Binbir Gece Masalları – Anonim
    – Gülün Adı – Umberto Eco
    – Anayurt Oteli – Yusuf Atılgan
    – Ben Ruhi Bey Nasılım? – Edip Cansever
    Hakan Günday
    – Zamanın Farkında – Şule Gürbüz
    – Boncuk Oyunu – Hermann Hesse
    – Pal Sokağı Çocukları – Ferenc Molnar
    – Huzur – Ahmet Hamdi Tanpınar
    – Sandman – Neil Gaiman
    Hamdi Koç
    – Buz ve Ateşin Şarkısı / Taht Oyunları serisi – George R. R. Martin
    – Madde 22 – Joseph Heller
    – Yanardağın Altında – Malcolm Lowry
    – Fil – Raymond Carver (Carver’ın Can Yayınları’ndan çıkan öykü kitaplarından herhangi biri okunabilir)
    – Anna Karenina – Tolstoy (İş Bankası Kültür Yayınları çevirisi)
    Mario Levi
    – Karamazov Kardeşler – Dostoyevski
    – Deniz Feneri – Virginia Woolf
    – Kayıp Zamanın İzinde – Marcel Proust
    – Veba - Albert Camus
    – Dava – Franz Kafka
    Pınar Kür
    – Akıl ve Tutku – Jane Austen
    – Meşin Gece – Reşat Nuri Güntekin
    – Dönüşüm – Kafka
    – Büyük Umutlar – Charles Dickens
    – Handan – Halide Edip Adıvar
    Necmiye Alpay
    – Memleketimden İnsan Manzaraları – Nazım Hikmet
    – Kırmızı Saçlı Kadın – Orhan Pamuk
    – Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok – Erich Maria Remarque
    – Varolmayan Şövalye – Italo Calvino
    – Yüzünde Bir Yer – Sema Kaygusuz
    Sezgin Kaymaz
    – İnci Gibi Dişler Zadie Smith
    – Kolera Günlerinde Aşk – Gabriel Garcia Marquez
    – Dur Bir Mola Ver - Tom Robbins
    – Oz – Adam Fowler
    – Golem ve Cin – Helene Wecker
    Semih Gümüş
    – Kültür Endüstrisi Kültür Yönetimi – Theodor W. Adorno
    – Genç Bir Romancının İtirafları – Umberto Eco
    – Katedral – Raymond Carver
    – Dokuz Öykü – J. D. Salinger
    – Kalabalıkta Yüzler – Valeria Luiselli
    Yekta Kopan
    – Enayinin Portföyü – Kurt Vonnegut
    – Toprak Ev – Woody Guthrie
    – Baştankara – Sine Ergün
    – Dank – Sinem Sal
    – Kabuslar Pazarı - Stephen King
    Kaynak: Edebiyathaber.net
  • Belki de dikkatlice okunması gereken masalsi özellikleriyle tam bir masal özelliği taşıyan en ince , en naif edebiyati barındıran bir yapitti. Mitolojilerden , masallardan ve efsanelerden kesitlerle zenginleştirilmiş bir eser.