Kısa bir zaman önce keşfettiği "günü ilerletme metodu"nu da uyguladı. Çayın altını yaktı ve siyah eşofman altını giydi. Bu ani giyinme aynı zamanda ruh halini de düzenleyen bir şeydi. Perspektifini değiştiriyordu. Faydasını görmüştü. Örneğin, evdesiniz ve görünürde hiçbir değişiklik yok. Telefonunuzun ve kapınızın çalmama ihtimali de çok yüksek. Film mi izlesem, kitap mı okusam yoksa biraz kestirsem mi gibi tasarılar arasında debeleniyorsunuz. Hemen, oracıkta ve hiç buna gerek yokken üstünüzü değiştirin. Çorap değiştirin, ceket giyin ya da başka bir şey.
O an üzerinde olan kıyafetlerin, verdiği kararları direkt etkilediğini biliyordu. Sonra küçük bir dokunuşla bir bakıyordu ki aslında maç izlemek istiyormuş. Maçtan sonra hemen sarı şortunu giyiyor diyelim, içinden bir ses diyordu ki "Çamaşırlar birikti. Hadi makineyi çalıştır." Hay hay sarı şort, hay hay. Gece yarısı mavi bir ceket ya da pijama üzerine takılan bir kravat, kendinizi deli hissetmenize sebep olabilir ama şöyle düşünün, zaten kendinizi sağlıklı hissetmenize sebep olan nedir? Ara ara kendisini çok sağlıklı hisseden birisiyle de tanışmamıştı Mustafa. Ama bekliyordu.