Bireyin doğumuyla başladığı hayat serüveni, bireye eylem ve edimleriyle bir kimlik oluşturma olanağını sunmaktadır. Sosyal bir varlık olarak tarif edilen birey, bu kimlik oluşturma dayanağını çeşitli koşullar altında gerçekleştirmekdir. Bu koşullarla münasebeti neticesinde birey; yapay, sahte ve iç kof bir hakikilik hissiyatı ile "gerçekliğin kanısına" sahip olduğunu düşünmektedir. Sonuç olarak diyebiliriz ki sahte; gerçeğe gayretle öykünme arzusu taşır. Aldatmak, sahteliğe yaraşır. Birey aldanışını ancak gerçekliğin biricikliğiyle karşılaşmasından sonra idrak eder.
"Gerçek bu değil. Yaşadığın ve yaşamakta olduğun her şey yalan. Senden hayatı da ölümü de gizleyen koca bir yalanı yaşadın sen."
(syf.80)