• Eugenia ansızın nereden çıkageldi? Acaba o benim yaratığım mı? Yoksa ben mi onu yaratığıyım? Karşılıklı, birbirimizi mi yarattık yoksa: O beni, ben de onu? Hepsi birden sakın, ayrı ayrı nesnelerin bir ürünü ve her nesne tekrar bütünün bir ürünü olmasın? Yaratılış, yaratık nedir ki? Sen nesin Orpheus? Ben neyim?
    Miguel de Unamuno
    Sayfa 57 - Can Yayınları
  • Sen benim hiçbir şeyimsin
    Yazdıklarımdan çok daha az
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Lüzumundan fazla beyaz
    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Varlığın yokluğun anlaşılmaz

    Galiba eski liman üzerindesin
    Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
    Dudaklarınla cama çizdiğin
    En fazla sonbahar otellerinde
    Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
    Yalnızlığı öldüresiye çirkin
    Sabaha karşı öldüresiye korkak
    Kulağı çabucak telefon zillerinde

    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
    Henüz boş bir roman sahifesinde
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Ne çok çığlıkların silemediği
    Zaten yok bir tren penceresinde

    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Yabancı bir şarkı gibi yarım
    Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Uykumun arasında çağırdığım
    Çocukluk sesimle ağlayarak

    Attila İlhan
  • Fatih’te Osmanlı’dan kalma bir çok yapı bulunur eski külliye sistemine mensup yapılarda ihtiyaç sahipleri önemli bir yer tutar,karnı aç bakıma muhtaç olan kadınlı erkekli bir sürü insana ev sahipliği yaparlar.Bizim insanımız misafirperverdir,yardım etmeyi çok sever mesela Haliç’e yakın Ali abinin deliler kahvehanesi vardır,toplumun dışladığı anormal gördüğü çoğu insana kucak açmıştır.Hem kim normal kim değil bunun ölçüsünü belirleyen nedir?!

    Bu yerlerden biride Aşıkpaşazade sokağın aşağısındaki adil beyin kahvehanesidir.Zabitlikten emeklidir Adil bey,çok yer görmüş,okumuş,hiç evlenmemiş,kendisine bir uğraş ararken tanıdıkları aracılığıyla bulmuştur burayı.Oldum olası kahve kültürünü sevmez Adil bey,hep aslına hizmet etmeli burası insanları uyandırmalı boş vakit geçirmek için kimse gelmemeli,bir amaçla hizmet etmeli düşüncesiyle kendi kitaplığını içerinin en görünen yerine koyarak,kitap okuyana çay,kahve yarı fiyatına diye ilan asmıştır dükkanın camına,buranın önce adını değiştirmeli aynen Piri Reisin fırtınalar burnu ismini Ümit burnu olarak değiştirdiği gibi,bu yüzden kültür evi ismini uygun görmüş,Fatihteki diğer yerler gibi yardıma ihtiyacı olan herkese kapısını sonuna kadar açmıştır.

    Tabi buranın müdavimleri kendisi gibi hali vakti yerinde çoğu emekli olmuş kimisi çeşitli yerlerde görevlerine devam eden belirli bir sosyal düzeye erişmiş insanlardır,zaten kitap ile ilgisi olmayana sıcak bakmaz Adil bey,çoğu gelen yeni yetmeler kendilerini hemen belli ederler,Dayı bi çay versene mekanda güzelmiş,gençler önce adap öğrenin,en son hangi kitabı bitirdiniz?galiba cin Ali yok Teksas ha ha ha ha ,adil bey her zamanki sakin tavrını koruyup Tolstoy okumadan çay yok hadi güle güle,ne biçim yer arkadaş deyip başları önlerinde çıkarlar dışarı,mekanın müdavimlerinden Murtaza efendi ;böyle yaparsanız başınıza bela edersiniz uymayın efendim,olur mu öyle şey sizde deyip Güler geçer Adil bey,Birgün kapının önünde kırklı yaşlarda birisi belirir buğulu camlardan çok seçilmesede üstü başı çok da düzgün olmadığı anlaşılan sırtında ceketi eğreti duran bu adam ilgi uyandırır oradaki herkeste ,elinde bir kitap köşeye çökmüş okurken Adil bey elinde bir bardak çay belirir,Aralık ayının soğuk ve güneşli bir akşamında kızıllığıyla insanın içini ısıtmasada yavaş yavaş akşamın o kendine has dingin huzuru şehre çökmek üzeredir,birazdan hoca ezanı makamında okuyup,insanların yavaş yavaş evlerine çekilmeye başlamaları, sokakların ıssızlaşması yalnızlık ve sessizlik hakim olur semte.Evlat neden burada oturuyorsun içeri niye gelmedin,Abi zahmet vermeyeyim insanlar benden çok haz etmezler iyiyim böyle ,olur mu öyle kalk bakayım içeri geç otur şuraya karnın aç mı? benimkide soru,sana kaşarlı bir tost yapayım da anlat bakalım nesin necisin......

    Anadolu’nun bir köyünden gelmiş adı Ahmet’miş aslında yetimhanede büyümüş oradakiler koymuş adını,bu insanların hikayeleri hep aynıdır,yoksulluk,işsizlik ya da zengin olma hayalleri düşleyip tası tarağı toplayıp gelirler koca şehre tabi çoğunluğu hüsranla biter,Ahmet’te Ali beyin yerine gitmiş çoğunlukla aş evinde konaklamış,mendil sakız satmış üç beş kuruş kazanmış tâki buranın önünden geçene kadar,camdaki yazı takılmış gözüne kitap okuyana her şey yarı fiyatına,çok severmiş kitap okumayı Adil bey gibi değişimin okuyarak olacağına inanalardanmış zaten yaradanın ilk emri oku değil mi?! İnsanı oku doğayı oku,kimsin nesin bu dünyadaki amacın ne önemli olan bunların cevabını bulmak değil mi?!

    Adil beye yardımcı lazımdı,Bak Ahmet burayı tek başına idare edemiyorum bana efendi biri lazım buraları toplayıp,düzenleyip kimseyle dalaşmadan işine bakan ne dersin olur mu? Abi Allah razı olsun ben ne diyeyim,tamam tamam hadi bakalım çok işimiz var.Zaman geçtikçe alışıyor Adil bey ve mekanın müdavimleri Ahmet’e çok fazla kalabalık değiller zaten yalnız bir huyu var Ahmet’in ,çok fazla hayal kuruyor,Birgün çok zengin olup yatlar katlar sahibi bir iş adamı olacağını,başka Birgün dünyayı gezen bir gezgin başka Birgün milletvekili,bakan mebus....Ahmet evladım biraz destekli atsan daha güzel olmaz mı?Murtaza amca,siz hayallerinizi ne zaman kaybettiniz ,en son düşlediğiniz neydi ? Evlat hayaller güzeldir ve gerçekleştirebileceğin hayaller muhteşemdir.Sanki biraz desteksiz atıyorsun derken kapıdan takım elbiseli otuzlu yaşlarda saçları dökülmüş birisi girdi,amca çay verirmisin ,hoş geldiniz buranın çayı güzeldir asıl ortamı,evet bende onu farkettim,Kitaplar çok hoş bakabilirliyim,sorman hat tabiki,Bana Ahmet derler buranın sorumluluğu bendedir tabi patron Adil bey,ne güzel ben ali borsa işi yapıyorum bankaya yatırım yapmaya gelirken gördüm burayı....

    Usta bu borsa nasıl bir şey ,çayından bir yudum alıp; belirli hisselere para yatırıp garanti altına alıp daha fazla kazanıyorsun,zarar etme şansın yok mu? Olur mu canım sen garanti şirketlere yatırmazsan tabikide zarar edersin amaç doğru şirketi bulmak bak bana şimdi servetime Servet katıyorum,hadi ya varsa bir miktar ispat edeyim,zenginlik hayalleri ile dolu olan Ahmet kaçırır mı! Ne kadar miktar lazım ? Şimdilik üç beş yeter,bekle bir dakika,küçük bir keseyle geri döner Ahmet’in altı aylık birikmişi alın teri vardır burda,gel benle bankaya kadar gidelim sana önce bir hesap açalım sonra gerisini burda anlatırım,usta biz bir bankaya kadar gidip gelelim,e gidin bari,çok da gözüm tutmadı bu durumu Murtaza sen ne dersin,bilmemki karar onun Adil bey karışmak istemem,Bankadan geri dönen iki kafadar borsa hakkında aydınlatıcı bir konuşmaya başlarlar tabi etraftakilerde kulak kabartır bu olaya merakla ,tamam mı Ahmet kardeş ben yarın gelip ne kazandık ne kaybettik bakıcam hadi eyvallah ,Ahmet yüzünde bir mutluluk ertesi günü zor eder ,Taki Ali kapıdan girene kadar,merhaba beyler nasılsınız,iyidir bunada şükür,bir çay istemeye kalmadan Ahmet yetişir iki bardak çayla ,ben sana demedim mi kardeş bak bugün iki katı para kazandın, al bunlar senin payın,gözlerinin içi parlar Ahmet’in ;abi gerçek mi bunlar,ha ha ha tabi kardeş yarın dört katı yapıcaz İnan bana ,ertesi gün kazanç dört katı sonraki günler sürekli katlanıp muazzam bir paraya dönüşür,Ahmet’in giyimi kuşamı hali tavrı değişir daha bir asalet gelir üstüne,mekandaki diğer insanlar yanlarına gelip bizde katılabilir miyiz derler,tabi geç bile kaldınız,doğru bankaya hesap açmaya.....

    Bir hafta kadar sürede bu iş böyle gider gelir diğerlerinin verdiği paralar ikiye üçe katlanır,baktılar gerçekten iyi para geliyor ellerinde ne var ne yok getirip yatırırlar bankaya tabi vekalet Ali’de ,herkesin aklında hayaller yüzünde tebessüm bir sarhoşluk hali alır ki sorma gitsin......

    Zaman geçer Ali uğramaz olur millette bir telaş aman paraları alıp kaçmış olmasın eyvahki eyvah zaten gözüm tutmamıştı bu adamı ulan Ahmet hep senin ve hayallerin açtı bu işi başımıza ,dangalak Ahmet,sersem Ahmet,hayalci Ahmet,abi ben ne yapayım benimde gitti paralarım,bir iki gün sonra Ahmet’te kaybolur ortadan o zaman anlaşılır bunun bir tezgah olduğu meğerse bizi iyi kafalamışlar.....

    Bir zaman sonra ikiside çıkagelir ansızın,Adil bey toplar mısın insanları buraya ellerindeki yüklü çantayı masanın üzerine bırakırken arkalarındaki kamera dikkati çeker,herkes kızgın öfkeli bir homurtu alır başını gider,sessiz olun da konuşsunlar dedi Adil bey,arkadaşlar biliyorum bize çok kızgınsınız işte tüm paranız burada bizler size sosyal deney yaptık ne kadar iyide olsanız çok fazla para kazanma hırsı gözünüzü bürüdü böyle giderse çok kazık yersiniz Ahmet aslında bir tiyatro oyuncusu biz bu işe en iyi onu layık gördük,aranıza çok rahat karıştı,gömleğinin üzerindeki düğmelerden biri kamera,sizi belirli zamanlarda hep gözlemledik hakkınızı helal edin....

    Defolup gidin elimizden bir kaza çıkmadan deneymiş kobay faresimiyiz biz arkadaş ,Alel acele kaçarlar mekandan dayak yemeden

    Bir ay kadar sonra üstü başı perişan elinde eski bir kitap taşıyan birisi abi çay verir misin der içeriye,Adil bey ;biz burda yabancıları sevmeyiz kaybol diye bağırır,Neden acaba.....
  • aslında sen dünya güzeli değilsin
    sevdiğim için sen dünyada tek güzel
  • "bırak
    unutayım

    nesin sen bir andan
    gözlerimi bilinç vadisine açan
    bir andan başka?

    bırak
    unutayım"
  • Sen nesin, dünya nedir? Nerden bileceksin;
    Dünyan esen yel üstüne kurulmuş senin.
    İki yokluk arasında bir varlık seninki:
    Hiçlik ne varsa çevrende, sen de bir hiçsin.
  • Zavallı! Sen deliden başka nesin? Kendi kendini aldatabiliyor musun? Bu çılgınlıktan, sonu gelmez kara sevdadan ne bekliyorsun? Benim ondan başka dileğim yok ki. Hayalimde yalnız o yaşıyor. Etrafımda yalnız onunla ilgili olan şeyleri görüyorum. Ondan istemeyerek ayrılıncaya kadar bunlarla oyalanıyorum. Ah Wilhelm, nedir bu kalbimin bana ettiği!