• "Dışarıdaki dünyada sen hep iyi kal, içindeki ışığı etrafa yay ve Tanrı'nın eli olduğunu hatırla. Farklı güçlere sahip oldugunu sen de ben de biliyoruz. Bunları insanlığı ileriye taşımak için kullan. Bildiklerini bilgelikle aktar, duruşunla örnek ol ve insanların mucizeleri görmesini sağla. Kapalı gözleri açacaksın. Sen pek çok kişiye umut kapısı olacaksın. Allah hep seninle hatırla...
  • Yol,
    Aslında yoktur.

    Diyebilir misiniz ki, yoldaki insanlar aslında vardır?

    Ya da, zaman-mekanın içinde yol alan birisinin,
    zamanı ya da mekanı olduğu söylenebilir mi?

    Kuzeyinden geçmiştim zaten, karda iz bırakmıştım.
    Yani, öyle sanmıştım. Serinlik sonsuzluk gibiydi.
    Birisi şimdi güneşe oturacak, birisi çay içecek,
    öteki şimdi ben olacak, yürüyecek, soğuk buharda
    kurtulmak isteyecek güneyinden geçerken, tüm olanların.

    Güneyinden de geçmiştim, tam da şişenin kuzeyindeyken,
    çıplak ayaklarla güneşe kar toplarken, Akdeniz'in tuzundan
    köpüğünden, rakısından balığından,
    hele o rokasından.

    İnsan doğusundayken kendisinin, batısını sürüyorsa,
    ya da, batısına sürerken kendisini sürüyorsa doğusundan,
    yoksun demek, eh be adam! İki kulağın var, hallet şu işi.

    Bir sesin bu kadar güzel olabileceğini anladığımda,
    geçtim yaşamımın bütün yönlerinden.

    Zaman var, evet. Çay var, dem var. Kıskançtır, günah keçisidir.
    Mekan var. Şişe var çünkü, ordan çıkartıyoruz bunu da.
    Sen gittiğin zaman yol da var.
    Ama ben gidersem yol var diyebilir miyiz?

    Şahidim. Damıtılabilir bütün yollar, insan simsiyah yalnız olduğunda. Bütün kapıları, pencereleri, açılabilen ve kapanadabilen herşeyi zift olduğunda. Renk desen an fazla bir kuş. Güzel uçar, arkasından bakmasan güzel uçar. Dostlarınla - ki en kusursuz düşmanıdırlar insanın, hepsini ayrı severim -
    gidiyorken bir yolda, var olduğunu ispatlayabilir misin?

    O kadar yoktur ki yol, bütün varoluşa düşman olanlar yola çıkarlar, kendi varoluş hallerinden. Ya da yola düşülür, her varoluş halinden sana dar gelen.

    Yol gidenindir, yol bitmezdir, bitiyorsa zaten yol değildir.
    Bitmeyen bir şey de var değildir elbet.

    Uzatmıyorum, yol bir kişinin en olmayan halidir.
    Bu yüzden yol mol olmaz olsun, artık.

    Rakı olsun bütün yollar. İçelim.
  • Erkek kadına dedi ki:
    — Seni seviyorum,
    ama nasıl,
    avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
    parmaklarımı kanatarak
    kırasıya,
    çıldırasıya...
    Erkek kadına dedi ki:
    — Seni seviyorum,
    ama nasıl,
    kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
    yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
    yüzde hudutsuz kere yüz...
    Kadın erkeğe dedi ki:
    — Baktım
    dudağımla, yüreğimle, kafamla;
    severek, korkarak, eğilerek,
    dudağına, yüreğine, kafana.
    Şimdi ne söylüyorsam
    karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
    Ve ben artık
    biliyorum:
    Toprağın -
    yüzü güneşli bir ana gibi-
    en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
    Fakat neyleyim saçlarım dolanmış ölmekte olanın parmaklarına
    başımı kurtarmam kabil değil!
    Sen
    yürümelisin, yeni doğan çocuğun
    gözlerine bakarak..
    Sen yürümelisin, beni bırakarak...
    Kadın sustu.
    Sarıldılar
    Bir kitap düştü yere...
    Kapandı bir pencere...
    Ayrıldılar.
  • Anne tarafım doğulu, +20 tane kız kuzenim olduğu ve ben erkek olduğum için hiçbir iş yaptırmadan beni bu yaşıma getirdiler. Üniversitede de kendi şehrimde okuduğum için elimden hiçbir iş gelmez.

    Ben böyle olsun istemezdim ama hep bir şeyler ben istemeden yerine getirildiği için aşırı beceriksiz oldum.

    Yeni yeni yediklerini topluyor, kirlettiğim bulaşıkları falan yıkıyorum. Geçen akşam biriken bulaşıkları yıkadım, annem sabah uyanınca duygu yoğunluğundan ağlayacaktı az daha.

    Babalarda genelde şöyle bir anlayış vardır: “Ben yaşayamadım çocuğum yaşasın.” Gelecekteki oğluma şimdiden not düşeyim: Canım oğlum bana hiçbir iş yaptırmadılar, ben yapmadım ama sen her bir şeyi kendin yapacaksın. Kusura bakma feodalital algı benle birlikte son buldu.
  • “Ey talip şimdi söyleyeceklerimi belki yüzlerce kere duydun işittin ama ben bir kere daha burada belirteceğim. Senin baban bedende senin babandır ve bu görünür olandır. Senin gerçek baban kimdir, bunu sadece annen bilir ve bu HAK ONUN’dur. Bu nedenle yarın UKBA Gününde (Sorgu Meydanında) sen Ananın adıyla anılacaksın.”
    Daha sonra Pir diğer erkek kardeşi çağırır, aynı şeyleri ona da söyler ama kime ne söylemişse, söylenen onda kalır, bir diğerine aktarmaz. Sormaz da.
    Kadim Kızılbaş Alevi süreğinde, Çocuk Anasından doğduğunda nasıl kundaklanıp anasının adıyla çağrılıyor ve gülbanklar eşliğinde kulağına fısıldanıyorsa, kişi hakka yürüdüğünde de, yeni bir “doğum” olduğu için yine kundaklanır ve anasının adıyla anılır.
  • M. ➡️ Karl Marx
    E. ➡️ Friedrich Engels
    C. ➡️ ℭaner the CahilBender⚜

    M. Das Kapital nedir bilir misin, Caner Kardeş?
    C. Nedir üstad?
    M. Şu halının üstündeki izlerdir!
    C. Ne izi yahu, hee şu iz. Ne izi ki o?
    M. Yazacağım şeyleri düşünürken attığım voltalarımın izleri.
    C.Wassikomeee 😵
    M. Ben bu kitaba 20 senemi verdim, Caner, 20 sene..
    C. Çokmuş be Kral..
    M. 20 senemi, sağlığımı,ailemi ve en önemlisi sevgimi feda ettim. Hatta laf aramızda bu kitabı bastırmak için para yoktu. Paltomu ve çok sevdiğim saatimi tefeciye rehin bıraktım.
    C. Üzdün Kral, yakıyorum izninle 🚬🚬🚬
    M. Fred Hatırlıyor musun sana yazdığım mektubu?
    E. Hatırlamaz olur muyum kadim dostum, ahh ah hatırlamaz olur muyum!.
    M. O kitap senin sayende basıldı, yaptığın fedakarlıklarlar sayesinde.
    C. Aslında zengin ve fıkaranın kitabıdır desek yeridir haa beyler ne dersiniz.
    M. Fıkara mı? 😂😂 Gönlümüz zengin be yoldaş.
    E. Garibin yüzü gülür mü? Bak gülüyor 😂😂
    C. İyi teoriyenlik yapıyorsunuz ama heaa 😁
    E. Bir gram eylem, bir tonluk kuramdan daha değerlidir, Dostum.. Daha değerlidir.
    C. Kapital yok sattı ama ondan sonra mangırı cuggaladınız sizi gidi koftehorlar sizi..
    M. Ne mangırı ulan. 1000 adet basıldı. Yok satılmışmış sen bizimle taş taş mı geçiyorsun. Yazdığım kitaplar içtiğim tütün parasını bile karşılamıyordu bu neyin dümeni dungoff..
    C. Nasıl olur babuş. Kitabın dünyada incilden sonra en çok satılan 2. Kitap.
    M. Nasıl olur yahu...!
    C. Eee peki Marksizm?
    M. Marksizm demedim Marksızım dedim. Fıkarayım ben moruk.
    C. Ulan hep mi böyle oluyor yahu 😵😳
    M. Üniversitede komünist olanlar parayı vurunca Kapitalist oluyor. Sonra yaşasın para, yaşasın mülkiyet. Üzerine alınma Fred, dostum.
    E. O nasıl söz yahu. Sonuna kadar haklısın bro. Burjuvazinin tek önemsediği şey mal mülk para pul şan şöbiyet ve kasalarında sakladığı mangırları...
    M. Bro mu? (Şu da bir kurtulamadı Kapitalist düzenin ağzından)
    C. Haaa anladım.
    M. Neyi anladın, Herr?
    C. Boşver. Kral biliyor musun senin eseri Türkiye'de yayınlayan adamı işkenceyle öldürdüler bizim ülkede: İlhan Erdost..
    M. Üzdün dostum, yakıyorum 🚬🚬🚬
    C. Yak, babuş. Yakarsa dünyayı garipler yakar..
    M. Ya da Toplumsal konumu gereği proletarya,
    sınıflı toplumsal yapıyı sona erdirecek olan iradedir.
    C. Müslüm Babaaaaa.
    M. o kim?
    C. Anlatsam da anlamazsın... Dinlemen lazım diyeceğim o da imkansız.