Çünkü insan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor.
Neden mi? Çünkü eski hayatımla hiçbir ilgisi yok. Bana Ay krateri kadar yabancı bir yer. Ne bir kişiyi tanıyorum ne de beni tanıyan biri var. Sorulardan, arkadaşlıklardan, toplumdan uzak, kendi içine dönen bir hayat. Bütün istediğim bu.
Onu bekliyorum, evet, her gün, her an bekliyorum, ama tuhaf bir bekleyiş bu. Umutlanmadan, hatta sanki hiç önemsemeden bekliyorum. Bu bekleyişin en önemli yönü, sürekli bir durum olması; düşüncelerimin, hayatımın doğal bir parçası gibi.