Marshal gibi kendine güveni eksiksiz olan insanlar gönül okşayıcı laflar duymazdı pek- çoğu kimse onların hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını zannederdi. Ama Ernest onun da birilerinden karşılık görmeye ihtiyacı olduğunu seziyordu.
Nasıl bu kadar başarılı olduğunu şimdi anlıyorum. Kendine bir hedef belirliyor, sonra da peşini bırakmıyorsun- çok az insanda gördüğüm bir inat ve zekayla gidiyorsun hem de peşinden.
Her ne kadar artik bir arada yaşamaları mümkün olmasa da, yillar boyunca birbirlerini sevmis oldukları ve geçmişteki bu sevginin gerçekliğini hâlâ sürdürdüğü konusunda ikna etti eski karısını: Bu gerçekliği heba etmemek gerekiyordu, onu bir hazine gibi korumak çok önemliydi.
Marshal için önemli olan değişimin derinliği idi - analistlerin çoğu için de böyleydi. Derinlik, her sey demekti. Hasta ne kadar derinlemesine incelenirse, terapinin o kadar etkili olacağanı her psikanalist bilirdi. "Derinlere in" -kendi gözetim psikanalisti Bob McCallm'ın sesini duyar gibiydi Marshal- "derinlere in, en eski bilinç alemlerine dal, ilkel duygulara, arkaik fantezilere ulaş; ilk bellek katmanlarına dön, işte o zaman, ancak ve ancak o zaman nevrozu tamamen kökünden söküp atabilir, analitik tedaviyi gerçekleştirebilirsin."