"Peki dünyanın en büyük yalanı ne? diye sordu delikanlı şaşkınlık içinde.
"Ne mi? Hayatımızın belli bir anında, yaşamımızı denetimini elimizde kaçırırız ve bunun sonucu olarak hayatımızın denetimi yazgının eline geçer. Dünyanın en büyük yalanı budur."
"Her gün birlikte olmak gereksinimi duymaksızın, her zaman yeni dostlar ediniriz. Her zaman aynı insanları görürsek onları hayatımızın bir parçası saymaya başlarız. Yaşamımızı bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bİzi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bilir. Ne var ki, kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez."
"Yoksullar kalıtsal olarak tehlikeli veya düşkün değillerdir. Daha çok, kötü olana sürüklenmiş asi veya kendi öz çıkarlarının farkında olamayan, 'çocuklardı'. Bu nedenle sempati, nezaket, sabır, neşe ve akıl hocalığından yoksun olan bir işbilir arkadaşın tavsiyelerinden umutsuz bir şekilde yoksun kaldılar." -Trattner