“Satranç hayat gibidir David,” demişti babası. “Her parçanın kendi işlevi vardır. Bazıları zayıftır, bazıları ise güçlü. Bazıları oyunun başında işine yarar, bazılarıysa sonunda. Ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. Aynen hayatta olduğu gibi, satrançta da skor tutulmaz. On parçanı kaybedip, yine de kazanabilirsin oyunu. Satrancın güzelliği budur işte. İşler her an tersine dönebilir. Kazanmak için yapman gereken tek şey tahtanın üzerindeki olası hamleleri ve anlamlarını iyi bilmek ve karşındakinin ne yapacağını kestirebilmek.”
Bazen, alacakaranlık çöktüğünde kendimi yalnız hissediyorum, hem de çok yalnız! Fedora dışarı çıktı, bense burada oturmuş durmadan düşünüyorum. Düşünüp düşünüp duruyorum. Geçmişi hatırlıyorum, bütün güzellikleriyle ve kötülükleriyle. Gözlerimin önünden geçiyor her şey, bütün detaylarıyla. Sanki sislerin içinden çıkıp geliyorlarmış gibi beliriyorlar. Böyle zamanlar tanıdık bildik yüzler çıkıyor karşıma, sanki gerçekten odada, benimleymişler gibi!